‘6 Otobüs Gittik 1 Otobüs Döndük’

Darbe yönetimi döneminde ki ‘resmi rakamlara’ baktığımızda da bütün hayata el koydu deyiminin yersiz olmadığını söyleyebiliriz. Kenan Evren tarafından ilan edilen darbe devletinin, yönetime el koyarak memleketi işkencelere, idamlara boğduğu, apolitik gençlik yarattığı bu dönemin, kuşkusuz Dersim’de gerçekleştirdiği en önemli politikalarından biri de inanç asimilasyonuydu. Biz de o dönem kuran kursuna gönderilen Yaşar Ateş ile görüştük. 

Kenan Evren tarafından ilan edilen darbe devletinin, yönetime el koyarak memleketi işkencelere, idamlara boğduğu, apolitik gençlik yarattığı bu dönemin, kuşkusuz Dersim’de gerçekleştirdiği en önemli politikalarından biri de inanç asimilasyonuydu. O dönem kuran kursuna giden Yaşar Ateş ile o günleri konuştuk.

12 Eylül Kürt bir annenin 2 yıl boyunca Türkçe bilmediği için hapishanedeki oğluna sadece tek kelime etmesiydi, 17’sinde Erdal Eren’in darağacında bir fidan olmasıydı, Diyarbakır cezaeviydi, Mamak’tı, YÖK’tü. Bayrak Harekatı kod adıyla, sabaha karşı 3’te bütün hayata el koymaydı.

Darbe yönetimi döneminde ki ‘resmi rakamlara’ baktığımızda da bütün hayata el koydu deyiminin yersiz olmadığını söyleyebiliriz. Bu rakamlara göre 650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 683 kişi fişlendi, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevlerinde öldü, 50 kişi idam edildi, bin kişi sıkı yönetim mahkemelerinde yargılandı, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 43 kişi intihar etti, 39 bin gazete, dergi, kitap yakıldı, 7 bin kişi sürüldü, 171 kişi işkence ile öldürüldü, zorunlu
din dersi getirildi, yönetimin KHK ve OHAL belirleme yetkisi artırıldı, grev hakkı yasaklandı, sendikalaşma kaldırıldı, STK’lar yasaklandı.

12 Eylül askeri darbenin bilançosu üzerinden geçen 37 yıla rağmen hala hafızalarımızda ki yerini koruyor. Hatta 12 Eylül devam ediyor; yarattığı kurumlar, getirdiği yasalarla hala evlerimizde, mahallemizde, okullarımızda.

Kenan Evren tarafından ilan edilen darbe devletinin, yönetime el koyarak memleketi işkencelere, idamlara boğduğu, apolitik gençlik yarattığı bu dönemin, kuşkusuz Dersim’de gerçekleştirdiği en önemli politikalarından biri de inanç asimilasyomuydu.

1938’in zorla Türkleştirdigi sistem, bu kez zorla sunileştiriyordu. Kenan Evren’den aldığı izinle adaşı diğer Kenan (Güven) tarafından 1938 tarihi tekerrür ettiriliyordu. Zulüm, imam hatipler ve kuran kursuna gönderilen çocuklar ile sürdürülüyordu. Halkı adım adım sunilestirme politikaları kıskacına çeken Güven, Alevilik ve Kürtlüğü bir çatlak olarak görmekten de geri durmamıştı.

“Değerli arkadaşlarım, bir bölgede çatlaklıklar nerede varsa, şer kuvvetleri bu çatlakları rahat bulur. Bakın, mesela ben Hatay’da görev yaptım, orada ne var? Araplık Türklük ayrımı var. Türklük Kürtlük ayrımı var. Alevilik Sunilik ayrımı var. Dağda kadın kütükleri yarmak için baltayı vurur, bir çentik açar. Oraya bir siğil koyar. Çakar, yağmayı biraz daha büyütür. Öbür tarafa bir siğil daha çakar, siğil çaka çaka koca kütüğü yarar. İşte bize düşman olanlar da bu çatlaklıkları hissettiği an oraya gider. Bu bölgemizde de bu çatlaklık iki yerde işlemeye müsaittir. Birincisi Alevilik Sunilikte, diğeri Kürtlük de. Devlet görevlisi olarak, bu memleketin neferi olarak, bu memleketin sahibi olarak, bunların çatlaklık vesilesi olmamasını sağlamak da yükümlülüğümüzdür. Üzerini örtmek, çatlayan duvarın üzerini alçıyla , sıvayla kapatıp yıkılmasını beklemektir. “(MesutÖzcan s:94-Kenan Güven’in 11 Nisan 1983 tarihli Pertek konuşması )

Bu konuşma açıkça Kürtlük ve Alevilik üzerine politikalar üretilecektir, demekti. Ve buna yönelik Vali Kenan Güven İrsat Çalışmaları adı altında, 5 bine yakın öğrenciyi Kuran kursuna, imam hatipelere gönderirken, Doğu İrşad Konferenslarıyla Dersim’in hemen tüm ilçelerinde dini bilgilendirme toplantıları düzenliyordu. Ayrıca Kenan Güven köylünün istekleri karşında ‘bana Camii yeri gösterin’ pazarlığı bile yapıyordu. Ki görev süresi boyunca 82 adet yeni
cami yapmıştır.

Kenan Güven’in sünileştirme politikalarından etkilenip, kuran kursuna gönderilen o çocuklardan biri de Yaşar Ateş’ti. 1968 doğumlu olan Ateş, 14 yaşındayken, Müftülük tarafından açılan kuran kursuna müracaat etmiş ve 7 ay Bolu’da kuran eğitimi almış. Biz de süreci kendisinden dinledik.

Rojda YEŞİLGÖZ: Bolu’ya gitme sürecini biraz anlatabilir misiniz?

Yaşar ATEŞ: Müftülük bizi buradan altı otobüs ile İstanbul, İzmir, Ankara, Düzce, Bolu ve Bursa illerine gönderdi. Her ile bir araba. Ben Bolu’da Diyanet Eğitim Merkezi’nde okudum. Yaklaşık 7 ay kurs gördüm,belgemi aldıktan sonra da döndüm.

Neden Kuran Kursuna gitmek istediniz?

Hevesliydim. İnsanlara bir faydam olsun istedim.

Peki, Alevi olarak hiç zorluk yaşadınız mı?

Bazı arkadaşlarımız Hz. Ali’nin fotoğrafını duvara asmıştı. Müdür yardımcıları ve hocalar kesinlikle karşı çıkmışlardı.

Ne demişlerdi?

Hz. Ali’nin inançla bir bağının olmadığını, sadece son halife olduğunu söylemişlerdi. Alevilik ile ilgili herhangi bir emirin verilmediğini, onun yanlış olduğunu söylüyorlardı. Yani Hz. Ali’yi yok sayan bir tutumları vardı ve bu hiç hoş değildi.

Sizler ne söylediniz, hocalarınız bunları söylerken?

Biz de tartışıyorduk hocalarla. Onun soyundan geldiğimizi ve ona inandığımızı söylüyorduk. Bizim coğrafyamız Alevidir, 12 imamlar vardır, muharrem ayı vardır
diyorduk.

Peki, okuldaki Sunni öğrenciler ile bir tartışma oluyor muydu?

Evet, okulda bu yüzden bıçaklama bile oldu. Pertek ve Çemişgezek’ten gelen sunni öğrenciler bizim üzerimize geliyordu. Biz de onlara biz sizin yaşamınızı hor görmüyoruz, siz de bizim inancımız, yaşamımızı hor görmeyin diyorduk. Bu yüzden kaçanlar da oldu.

Kaçanlar oldu?

Evet, evet. Gittiler. Çoğu işe girip, çalışmaya başladı. Biz 6 otobüs gittik. 1 otobüs döndük.

Çok fazla kaçan olmuş, sizce bu sayıda ki azalma neden kaynaklı gerçekleşti?

Bazı arkadaşlarımız da o dini eğitime dayanamayıp kaçtı. Hatta iki arkadaşım fazla dine bulaşınca durgunlaştı.

Nasıl bir eğitim alıyordunuz ki?

Coğrafya eğitimi de vardı. Peygamberlerin savaşlarını da öğreniyorduk. Ama en ağırlıklı ku-
ran eğitimiydi. Cumalar olduğunda büyük camilere gidiyorduk, vaazları
dinliyorduk.

Hocalar sert miydi?

Hayır, biz Alevi olduğumuz için namaza kalkma bizde yok. Gece 3’te namaza kaldırıyorlardı alışık olmadığımız için kalkmak istemiyorduk. Kalkmayanı dövüyorlardı. Siz buraya geldiyseniz bu eğitimi almak zorundasınız diyorlardı.

Siz hiç kaçmayı düşündünüz mü?

Ben oraya kadar gittim, sonra bana bir şeyler öğrendin mi diye sorarlar diye dayanmaya çalıştım. Zaten kendim gitmek istemiştim. Dedim en azından bir şeyler öğreneyim de belge alayım.

İmam Hatip’e gitmeyi düşündünüz mü sonrası için?

Hayır.

Neden, imam hatipe gitmek istememeniz de kuran kursunda yaşadıklarınızın etkisi oldu mu? Hz. Ali’nin yok sayılması, arada çıkan kavgalar, arkadaşınız dini eğitim nedeniyle durgunlaşması vb.

İmamhatipe gitmemem de onların inançlarının daha farklı olması etken oldu. İnsanların beynini ve psikolojisini daha farklı bir yöne çekebiliyor. Ben de pek fazla heves etmedim, hevesim düştü.

Hiç pişman oldunuz mu?

Zaman zaman pişmanlık duyuyordum. Ailemizi, memleketimizi özlüyorduk.

Geldikten sonra naptınız?

Bir kaç yıl imamlık yaptım. Sonra 18 yaşımda Sağlık Müdürlüğü sınavına girdim. Kazandım ve o yönde devam ettim. Ara boşluklarda imamlık işimi de yaptım.

Aleviliğin yoğun olduğu Dersim’de imamlık yapmak nasıldı, ilgi var mıydı?

Ben köyümde gençlere namaz kıldırıyordum. Öğrendiğimi öğretiyordum. 5-10 kişi getiriyordum. Baktım yavaş yavaş cemaat arkamda yok olmaya başladı. (Gülerek) Ben de bıraktım namazı. Kendi kültürümü yaşamaya geri döndüm.

Sizden başka o eğitimi alıp, imamlık yapan oldu mu peki?

Hayır, belki bir iki tanedir. Hepsi başka işlerle meşgul oldu.

Döndüğünüzde bir bocalama oldu mu, aileniz ile inanç farklılığı nedeniyle?

İlk geldiğimizde psikolojimiz farklıydı. Benim orada yaşadığım inanca göre sürekli kuran okuyordum. 20 gün sonra falan normal halime döndüm.

Peki, Kenan Güven ile hiç karşılaştınız mı?

Evet. Hem gönderirken hem de gelirken bizi karşıladı.

6 otobüs gidip, tek otobüs döndüğünü görünce bir şey söyledi mi?

Bir şeyler öğrendiniz mi diye sordu bize. Başarı göremedim ama size de teşekkür ederim dedi.

Kenan Güven’in tüm bunları inanç asimilasyonu planları için gerçekleştirdiğini düşünüyor musunuz?

İslam anlayışı yayma, ona çekmek içindi evet. Ama kimse o yöne gitmedi. Herkes kendi inancını yaşamaya devam etti. Mescit yaptı, cami yaptı ama cemaat olmayınca istediği gerçekleşmedi.

Rojda Yeşilgöz

foto: Mesut Özcan’ın Tunceli’de Cemaat Örgütlenmesi isimli kitabından