Aydın’dan seçim izlenimleri

aydın seçim24 Haziran seçimleri için bir aylığına Aydın’da bulunduk, HDP’nin, Selahattin Demirtaş’ın ve Aydın milletvekili adayı Ferhat Tunç’un seçim çalışmalarına katıldık. Bu süreçte Aydın’da edindiğim izlenimleri paylaşmak istiyorum.

Aydın; Ege bölgesinde yer alan, Ege Denizi’ne kıyısı bulunan, ilk demiryolu kurulan ve Türkiye’nin en uzun tüneline sahip şehirdir. 1 milyon 80 bin nüfusuyla büyükşehir statüsünde olan Aydın’ın merkez ilçe dahil 17 ilçesi ve 492 köyü mevcuttur. Büyük Menderes nehrinin suladığı bereketli ovalar üzerine binlerce yıl önce kurulan Aydın, doğanın kültürle kucaklaştığı, eşsizantik kent ve tapınakları, yanı sıra; doğal güzellikleri ile Türkiye’de turizmin başladığı ilk illerden biridir.

AKP iktidarının sonraki yıllarında bu artış katlanarak sürmüş…

Fakat seçim çalışmalarına başladığımızda bu durumun bugün pek de böyle olmadığına tanıklık ettik. Bir kere çevre felaketleri ve doğa talanıyla Büyük Menderes nehri mahvedilmiş durumda. İçinde balıklar ölüyor, etrafında ağaçlar kuruyor, hayvanlar ölü doğuyor! Yeni ekilen incir ağaçlarının 2-3 yıldır büyümediğini bizzat Aydınlı çiftçiler söylüyor. 2010-2013 yılları arasında Türkiye’de ölümler %21, Aydın’da ise %30 artmış. Daha da ilginci Menderes havzasında nehre en yakın yerleşim yerlerinde ölümler en fazla olmuştur. 2010-2013 döneminde Türkiye’de kanser oranları %18, Aydın’da ise %42 artmış ve AKP iktidarının sonraki yıllarında bu artış katlanarak sürmüş…

Ne yazık ki, kentsel gelişme sürecinde Aydın’da hem kent içindeki boş alanlarda yapılaşma artmış, hem de kent çevresindeki verimli tarım alanları yerleşim, sanayi ve ticaret alanı haline dönüştürülmüş.  Ayrıca sanayi kaynaklı atıklar, aşırı gübre ve tarım ilacı kullanımı ile plansız kentleşme toprak kirliliğine yol açmakta. Şehirde bolca bulunan jeotermal santrallerden, dışarıya akan sıvı akarsulara, nehirlere ve göllere boşaltılmakta ve bu durum ise; sudaki sıcaklık değişimiyle canlılara ve bitkilere zarar vermekte. Daha da beteri doğaya arsenik, civa, bor, kurşun, krom başta olmak üzere ağır metaller karışmaktadır. Son olarak arkeolojik alanlar tahrip edilmekte, halkın elinden topraklar alınmakta, halkın yaşam ve tarım yapacak alanları yok edilmekte ve düne kadar kendisine ait arazisi olan insanlar ucuz iş gücü haline getirilmektedir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Aydın’da hava kirliliği de ölümcül sağlık sorunlarına yol açabilecek seviyeye gelmiştir. Doğaya verilen bu tahribat tarımı da etkilemiştir. Aydın’da kuru incir üretimi 2013 yılında 80 bin tondan 2014 yılında 40 bin tona düşmüştür. Benzer biçimde 2015 yılında zeytin rekoltesi  %23 azalmış. Düşünün, gelişmişlik sıralamasında yanı başındaki Muğla 8. ve Denizli 10. sıradayken Aydın neden 19. sırada!..

Belki de ilin siyasi partiler tarihinde bir ilktir

Bu ve benzeri çığ gibi sorunlarla boğuşan bir şehir Aydın ve fakat seçimlere giren siyasi partiler bu sorunları ne pek dile getiriyorlar ne de, çözüm üretiyorlar! Böyle olunca iş başa düştü. HDP Aydın İl Örgütü, kentin çevre sorunları için 8 sayfalık özel bir broşür basıp dağıttı. Bu belki de ilin siyasi partiler tarihinde bir ilktir.

Aydın’da seçim çalışmalarını ilk başlatan parti HDP oldu. Hızlıca seçim bürolarımızı açmaya, mahalle ve esnaf ziyaretlerine, kahve ve semt toplantılarına başladık. Diğer siyasi partiler sonraki haftalarda görünür olmaya başladılar. Ama seçime kadar büyük bir heyecan ve emekle sokak avantajı hep HDP’nin elindeydi. Bu kadar kriminalize edilmeye çalışılmasına rağmen, Aydın’da gittiğimiz her yerde halktan büyük ilgi gördük ki, bu çalışmalar boyunca en büyük moral kaynağımızdı.

Aydın, çok kültürlü, çok inançlı, çok dilli bir bölge olarak HDP’nin yaratmak istediği toplumsallık açısından iyi bir örnek teşkil ediyordu. Biz de çalışmalar sırasında bunu avantaja dönüştürdük. Bir kere yerli ve göçmen Aydın’lı diye iki ana profil var. Göçmenler denince bunlar da homojen bir kesim değil. Örneğin Muşlu, Bitlisli, Siirtli mütedeyyin Kürt var; Erzincan’ın, Tunceli’nin Dersimli Alevi Zazaları var; Böngöl’ün, Maraş’ın Alevi Kürtleri var; Anadolu’nun farklı yerlerinden gelen ve yaşam tarzı hassasiyeti olan kentli seküler kesimler ile sol-demokrat çevreler var. Yerli Aydınlılar dediğimizde bunlar da yekpare değil. Kıyı ilçelere doğru yaşayanlar daha modern, telorant ve kentli ama iç kesimlere doğru gidildikçe daha muhafazakar Aydınlılar yaşıyor. Etnik ve dini olarak da homojen değil yerli Aydınlı dediğimiz profil. Tahtacı Türkmen Aleviler dediğimiz kesim, ta Şeyh Bedreddin’lerden beri bu topraklarda yüzyılların asimilasyonuna uğramışlar ama varlıklarını Alevi olarak sürdürüyorlar!

Yeni hayat”ı var etmeye kararlıyız”diyorduk

Birbirinden bu kadar farklı toplumsal kesimlerde aynı anda bir heyecan ve umut yaratmak, Aydın’daki çalışmalarımızın en büyük kazanımıydı. “HDP olarak, gerek Aydın’ın gerekse Türkiye’nin yoğun göç yapılanmasını dikkate alarak göçle gelen ve giden insanların birbirlerini tanıyabilecekleri, tüm farklılıklarını koruyarak barış içinde birbirleriyle dostluklar kurabilecekleri, birbirlerinin kültürleriyle iç içe girebilecekleri çok kültürlü “yeni hayat”ı var etmeye kararlıyız”diyorduk.

HDP’nin milletvekilleri adaylarının profili Aydın’ın multi kültürel dokusuna uygundu. Her bölgeden, inançtan, kültürden adaylarla yürüttük seçim çalışmalarını. En büyük avantajımız ise 1. Sıra adayımızın müzisyen sanatçı Ferhat Tunç olmasıydı. 35 yıllık sanat ve sivil toplum aktivistliği hayatıyla Tunç, bütün bu farklı kesimlerde tanınırlığı yüksek bir kişiydi. Gittiğimiz mahalle, cadde-sokak ziyaretlerinin büyük kalabalıklara, toplantıların ise mitinglere dönüşmesinde en büyük etken Ferhat Tunç’un varlığı idi. Kendisiyle fotoğraf çektirmek için yarışan gençler, kadınlar, çocuklar, yetişkinler, yaşlılar yaptığımız etkinliklerde en büyük gecikme nedenimizdi. Ortaklarda düzenlediğimiz iftar yemeği gibi bazı yerlerde bir izdihama da neden oluyordu bu ilgi..

“Tek umudumuz HDP kaldı”

Pazarda temas ettiğimiz Aydınlı kadınlar, kendilerine özel ilgi gösterdiğimizde şaşırıyorlardı. HDP bir kadın partisidir dediğimizde iyice şaşırıyorlardı, kadınlara bu kadar değer veren bir siyasi partiye alışık değillerdi, bizimle alıştılar! Başka bir gün Çineli polis emeklisi bir Tahtacı Alevisi çalmıştı kapımızı, geldi oturdu. İçeridekilere nereli olduklarını soruyor; Muşlu, Ağrılı yanıtlarını alınca; “İçinizde hiç Alevi ya da Dersimli yok mu” dedi yüksek ses tonuyla, “Ben varım” diye seslendim arka odadan! Sarıldı, kucaklaştı! “Tek umudumuz HDP kaldı” diyor ve ekliyor; “bir şeye ihtiyacınız var mı?” “yok” diyoruz. “Çay şeker alayım, para vereyim” diyor, tekrar “yok” deyip teşekkür ediyoruz. Yine Çineli bir Tahtacı kadının Ferhat Tunç’un kulağına fısıldadığı şu söz: “Kürtler bizim düşmanımız olamaz çünkü biz onlarla aynı kaderi paylaşıyoruz.”

Bu tarz örnek ve karşılaşmaları çoğaltabilirim ama yeterli! Şunu demek istiyorum; HDP’nin halka ulaşması, kucaklaşması engellenmese, devlet ve medya eliyle kötülenmese, bu dinamik Türkiye’nin bir çok yerinde karşılığını bulur. Ve daha büyük değişimlere sebep olurdu.

Seçimden sonra öğrendim köyde HDP’ye 35-40 oy çıkmış!

Bu dönemde belleğimde yer edenlerden biri de Dersim 38 sürgünlerinin yaşadığı bir köyü ziyaretimiz oldu!  HDP’ye 5-6 oy çıkıyor köyden, birkaç oy MHP’ye ve geri kalan oy da CHP’ye veriliyor! Buradaki Dersim sürgünleri neredeyse tamamen asimile olmuşlar, dillerini kültürlerini unutmuşlar! Dersim Araştırmaları Merkezi ve Dersim gazetesi ekibiyle köyü dolaşırken hem bir duygu yükü hem de şaşkınlık yaşıyoruz! Köylülerle Kırmancki (Zazaca) konuşmaya çalışıyoruz ama bilen yok, birkaç sözcüğe tepki veren bile yok! Karşılaştığımız bir 38 sürgünü kadının yanında “ya xızır” diyorum, dönüp bakıyor sonra laf atıyorum kendisine; “hiç olmazsa xızır’ı daha unutmamışsınız” diyorum! Gülüşüyoruz beraber! Kucaklaşıyoruz, iç çekiyoruz!. Seçimden sonra öğrendim köyde HDP’ye 35-40 oy çıkmış!

Aydın sadece 38 sürgünleriyle değil, 38’i yaşamış bir Dersimli kadınla karşılaşma olanağı da sundu bize. 38’de henüz 6 aylık bir gelin iken, kocası ve ailesi öldürülmüş 103 yaşında Kureyşanlı Elif ana ya da Elifaçena Memede Mursay. Hüseyin Ayrılmaz sordu, ben ve Mehmet Ali Yıldız kaydettik! Kırmancki söyleştik! Biraz da keder yüklenip, dilimizde acı bir tatla ayrıldık huzurundan.. Yaşlılarımızın bize kederli değil, neşeli ve güzel hikayeler anlatacağı günleri hayal ederek teselli bulmaya çalıştık..

Kimse kimseyi kendisi gibi olmaya zorlamıyor!

Aydın’da çalışmalar boyunca fark ettiğim önemli bir şey de, kentin rahat ve huzurlu olmasıydı. İnsanlar agresif değil, hoşgörülü ve yardım sever. Ramazan ayında oruç tutan biriyle, oruçla alakası hiç olmayıp hatta alkol alan biri aynı masada oturabiliyor. Kimse kimseyi kendisi gibi olmaya zorlamıyor! Bindiğim bir takside şoföre; “niyetli değilseniz camı açıp bir sigara içebilir miyim” diyorum. Adam kızıyor soruma; “Ben oruçluyum ama sen yanımda sigara içmezsen Allah orucumu kabul etmez” diyebiliyor. Yine Ramazan ayında bile gençler gece saatlerinde sokaklarda bira şişeleriyle dolaşabiliyor. İstanbul’da olsa insanın linç edilme korkusuyla yapamayacağı bir çok şey, Aydın’da rahatça yapılabiliyor.

Hiç olumsuzluk yaşamadık mı? Buna rağmen yaşadık tabii! Örneğin; seçim minibüslerimizden birine bindim bir gün. İçerisi çok sıcak olduğu için şoföre soruyorum; “Camı biraz açabilir miyiz?” diyor ki; “Camı açarsak dayak yiyebiliriz”, diğer görevli; “Dayak Kürtler için yaratılmış” diyor, şoför devam ediyor; “klima bozuk arabada, nereye götürsek HDP minibüsü diye yapmıyorlar” bu da Aydın’ın ve Türkiye’nin başka bir yüzü. İçim acıyor ve sessiz kalıyorum. İç kesimlerde yaşayan ve kent merkezine gelip esnaflık yapanlar içinde böyle milliyetçi bir öbek var maalesef..

24 Haziran’da 70 bin civarı oy aldık

Benzer şekilde bazı ilçelerde afişlerimiz, pankartlarımız indirildi ama bunu yapanlar yerli Aydınlılar değil Erzurum’dan gelen Dadaşlardı. Türkiye genelinde olanın tersine Aydın’daki çalışmalarda tek tük tatsızlıklar dışında polisle de bir sıkıntı yaşamadık. Geniş bir anlayış ve birlikte çalışma örneği gösterdik, bu tutumumuz karşılığını da buldu.

Son olarak, Aydın’da örnek ve özel bir seçim çalışması yürüttük. Buna mukabil 24 Haziran’da 70 bin civarı oy aldık. Önceki iki seçime göre oylarımızı arttırdık. Hiç oy çıkmayan milliyetçi köyler de bile HDP oy almaya başladı bu seçimlerde! Ferhat Tunç’un performansı da çok yükselti. İttifak yasası olmasaydı bir vekil çıkarmaya hak kazanmıştık. Fakat seçim sonuçları yine de beklediğimiz gibi olmadı. Tabii bu sonuçların ne kadar gerçek olduğunu da bilmiyoruz. Tüm sandıklara müşahit yerleştiremedik, CHP’nin oy sistemi de sağlıklı çalışmadı. YSK’ya yaptığımız itirazlar önce kabul edilip ama torbalar açılıp sayılmaya başlanınca reddedildi, İl Seçim Kurulu’na itirazımız da reddedildi. 16 bin geçersiz oy HDP’nin yoğun olduğu sandıklara aitti. Özetle Aydın’da halkın iradesinin hapsedildiğini ve Ferhat Tunç’un vekil seçildiği halde bu hile ve gasp yüzünden bu hakkını kullanamadığını belirtelim. Seçimden sonra Ferhat Tunç’un ilçe ilçe dolaşarak halka teşekkür ettiğini de.

Aydın’da Şeyh Bedrettin’in, Torlak Kemal’in iz bıraktığı bu topraklarda, yüzlerce yıl sonra onların düşüncelerinin yoluna bir ses verdik, ses aldık; kaynaştık, kucaklaştık.. Bu geleneğin sonraki yıllarda da sürmesi temennisiyle bitiriyorum yazıyı..