Dersim, özledikçe sızlayan yara gibisin yüreğimde

‘Yapılacak şeyler, yapılanların yanında ne kadar da çok!’ demiş Cecıl Rhodes..

Avrupa’nın farklı bölgelerinden gelseler de, hepsinin ortak bir özelliği vardı ve geldiği, sonunda dönüp gideceği yer aynı yer idi, Dersim!

Kafalarında karma-karışık ve cevaplanmamış sorular olsa da, yaşamın nasıl son bulacağı ve sürgünün hangi bölgesinde, hangi nedenle hakka yürüyeceklerini bilmeseler de ‘toprağa sıralanacakları’ yer yine ortak mekanları Dersim idi..

Diasporanın çekilmez, korkunç kaypak girdabına kapılmadan, umut olmaya mahkum yüzlerdeki ifadeler, onurlu tarihi ile buram-buram kokan Dersim İnsanlarının hasret, özlem, sevinç ve öfkesi iç-içe geçmişti.   

Bir köşede ise Niyaz ve Loqması, Çerağı ile Seyid Rıza’nın mağrur ve gururlu fotoğrafları, alacaklı, soran ve yol gösteren gözler ile bakıyordu..

Günümüz Tunceli-Mameki sınırları ve yaz-boz tahtasına çevrilmiş tarihi, kimliği, dili, kültürü, inancı, ekolojik vd değerleri yerine, batısı, doğusu, güneyi ile ‘büyük Dersim’ inşası çabası, emeği ve yaptıkları, pratikleri ile bunu kanıtlamış ancak ‘yapılacak şeyler, yapılanların yanında ne kadar da çok!’ şiarı ile bir araya geliyordu Dersimliler.. 

Dersim buluşması olur da ‘dert’ olmaz mı?  

‘Seyid Rıza’nın Avrupa Parlamentosu salonlarında ki sorgulayan resimlerini görünce Tanrı’yı gördüm dedim’  dedi adam.

‘Kimi Allah adına kimi de Sosyalizm adına çaldılar Ana dilimizi’ dedi Kadın öfke ile..  

‘Büyük, kutsal bir coğrafya, ziyaretlerimiz, ocaklarımız ve bir kimlik nasıl kaybedilir, her şeye rağmen izin vermemeli, seyirci kalınmamalı buna’ dedi yaşlı biri.

‘Pirlerimize, Seyid Rıza’lara, atalarımıza borcumuz ve sözümüz vardır, bu dava bir bitti demeden bitmeyecektir’ dedi genç olanı..

‘Biz Dersimliler Kürt-Alevi-Kızılbaş olup esasen de buna Raa Haq, Raa Haqi / Riya Heqi deriz. Yani bunun anlamı da Hakikat Yolu’nun Takipçileri anlamına gelmektedir’ dedi ‘destur alarak’ konuşmasına başlayan biri..

‘Hiç bir kişisel çıkar ve beklentisi olmaksızın yüreği Dersim için çarpanlar, elini taşın altına koyup gerçekten iş yapan kurum ve kuruluşlarımız iyi ki var. Ancak; Dersim eksenli tartışmalar ve söylemlerden nemalanan, bunu bir rant olarak gören yada işi-gücü popülist çıkışlar yaparak, olan çevreler de var maalesef.’ dedi biraz öfkeli biri..    

‘Bu tarihin hakkı, hukuku, hesabı-kitabı vardır. Bu güne değin verilen mücadele orta yerde kalmamalıdır, bunu dahada ileriye götürmek vicdanen, İnsani ve her Dersimlinin kutsal, ivedi sorumluluğu, görevidir’ diyenlerin yanı sıra;

‘Acılarımızı, kanayan tarihimizi, toprağa kefensiz düşenlerimizi unutmadan hafıza merkezimizi, toplumsal belleğimizi, yaşayan tanıklarımızı ve yarınlarımız olan doğacak bebelerimize karşı bir görevdir bu’ diyenlerde oldu..

Zulmün ve acıların bitirmek istediği, doğup büyüdüğü toprakları ve ülkesini terk etmek zorunda kalan   sürgün hayatların bitiremediği, direnerek ve Dersim için kaldığı yerden yeniden, büyük umutlarla yoluna devam ediyor olmaları ayrıca kayda değer bir durumdu.  

Dersimli hukukçu, siyasetçi, yazar, aydın, gazeteci, akademisyen, doktor, kadın, sanatçı, tarihçi ve şahsiyetler ile Dersim medyası, basın-yayın faaliyetlerinin de katıldığı buluşma  önemli bir zamanda  gerçekleşmişti.

Hiç de yabana atılmaması gereken, ‘Dersim’in hiç bu kadar parçalı bir duruş içinde olmadığının’ dile getirilmesi karşısında ise;  

Kuşkusuz Avrupa’da; Dersim’i yeniden İnşa Cemiyeti, Dersim 37-38 Soykırımı Karşıtı Derneği, Berlin Dersim Özgürlük İnsiyatifi, İsviçre-Basel Dersim İnsiyatifi gibi dengi Dersimli Kurumlar görev ve sorumluluklarını yerine getirir, mütevazi, özgün bir öncülük bilinci ile beklentilere cevap olabilirler.

Bir diğer mesele ise; Yüzünü Dersim’e dönen bu kurumlarımız, yine ülke topraklarında ve Dersim’de Dersim için çaba gösteren, emek veren dost, musayib kurumlarımızın birlik ve beraberliği içinde bu kuşatmayı yenebilecekleri olgusudur.

Sevindirici olanı ise zulmün ve acıların bitirmek istediği sürgün hayatlar bitmiyor, direniyor ve Dersim için kaldığı yerden yeniden, büyük umutlarla yoluna devam ediyor olmasıdır.

A.Okay’ın “Uzun yürüyüşü”nde “düş kırıklıkları”, “yenilgi”, “aşk”, “sürgün” ve “yitirilenler”; ya da başkaldıran insana ait her şey var! Ama yılgınlık, vazgeçiş, tövbe yok… ‘’ Dersim’e hiçte yabancı gelmiyor.. 

Bunun içindir ki uzaklardan, sürgünden-diasporadan bakıldığında Dersim, özledikçe sızlayan yara gibidir yüreğimizde..

Can Kasapoğlu