Dersim’de Kalkınmanın Yolu Kooperatifleşmeden Geçer

28 Temmuz tarihinde Mazgirt Belediyesi’nin salonunda kooperatifleşme konusunda yapılan panel ilgiyle karşılandı. Panelde, kooperatifleşme çeşitli yönleriyle tartışıldı. Dersim’de bölgesel olarak tarımsal kalkınma için kooperatifleşme çıkış yolu olarak genel kabul gördü. Ancak, kooperatifleşme çabası birkaç görüşmeyle çözülemeyecek düzeyde sorunlarla karşı karşıyadır.

Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği’nin son genel kurulunda iki konu öne çıkmıştı. Birincisi, genel olarak derneklerde yaşanan geri çekilmenin Mazgirt Kültür Derneği özelinde de yaşandığı, bunu tekrar büyütmenin yolunun üyelerle kurulacak yeni ilişki biçimine bağlı olduğu, ikinci konu ise, Mazgirt yerelinde tarımsal amaçlı bir kooperatifleşmenin olanaklarının yerinde araştırılmasıydı.

Temmuz ayı sonunda yapılması planlanan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı kapsamında Mazgirt’te yapılacak etkinliklerin içeriğine kooperatifleşme paneli de eklenmişti. Çeşitli gerekçelerle bu yıl engellenen festival gerçekleşemedi ama panel programı iptal edilmeyerek yapılması kararlaştırılmıştı.

28 Temmuz tarihinde Mazgirt Belediyesi, Nazım Hikmet Kütüphanesi Salonunda yapılan toplantıyı Doğan Halis yönetti. Panelist olarak Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Ziraat Mühendisleri Murat Kapıkıran ile Nadir Şimşek ve Çiftçi-Sen/Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Abdullah Aysu katıldılar. Panele ayrıca Mazgirt Belediyesi Başkanı Tekin Türkel, Mazgirt Kültür Dayanışma Derneği Başkanı İbrahim Barut, kooperatifleşme komisyonu üyeleri Mustafa Arslan ve yönetim kurulu üyeleri yanında, çok sayıda köy muhtarı, üre-
ticiler ve Munzur Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Alper Güven katıldılar. Uzman panelistler konuşmalarında Türkiye’de ve dünyada kooperatifleşmenin önemini, kuruluş sürecinde ve sonrasında karşılaşabilecekleri sorunları anlattılar.

Panelin başında Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel yaptığı konuşmada; köylerde sınırlı da olsa üretimin yapıldığını, kooperatifleşmeyi desteklediğini, üretimi teşvik etmek için belediye olarak gerekli adımları daha önce de attıklarını anlattı. Türkel “İlçe merkezinde pazar yeri kurduğunu, herkes ürettiğinden artanı ilçeye getirmiş olsaydı bunu paraya çevirebilirlerdi” dedi. “Satmak için getireceğiniz ürünlerden satılmayanların parasını gerekirse ben kendim karşılarım.” dememe rağmen beklenen ilgiyi görmediğinden yakındı. Panelin açılış konuşmasını Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı İbrahim Barut yaptı. Barut konuşmasında, üretimde kullanılmayan alanların, tarım ve hayvancılık alanlarında kul- lanılması gerektiğini, bu sayede ilçe ekonomisine büyük yararlar sağlanacağını ifade etti.

Türkiye ve dünyadaki tarımsal mücadeleleri izleyen ve üyesi olarak Çiftçi-Sen/Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu başkanı Abdullah Aysu 200 milyondan fazla köylü ve küçük çiftçiyi temsil eden La Via Campesina/Küresel Çiftçiler Örgütü ile MST/Brezilya Topraksız Köylü Hareketleri deneyimlerini paylaştı.

Munzur Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr.Alper Güven ise bölüm olarak üreticilerin her sorunlarında yanlarında olduklarını, eğitim ve uygulama aşamalarında gerekli desteklerde bulunacaklarını dile getirdi.

Panele katılan muhtarlar, üreticiler ve ilgi duyanlar soru ve yorumlarıyla panele renk kattılar. Böyle bir adımın atılmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler.

28 Temmuz Paneli ve sonuç bildirisi

Toplam 48 katılımcı ile yapılan ve başarıyla geçen toplantının sonunda, bir de sonuç bildirisi yayınlandı.

Buna göre;

1- İlçemizde ve genel olarak Dersim’de üretime ve en başta kooperatifçiliğe dair geçmişten gelen yaygın ve yeterli bir geleneğimizin olmadığını bilmekteyiz. Sermaye birikimi ve üretime dönük çalışma eksikliği gibi çeşitli nedenlerin yanında, süregelen çatışma ortamının tarımsal alanda da bir takım tahribatlara neden olduğunun farkındayız.

2- Geldiğimiz noktada, olan ve olabilecek zorlukların ön kabulü ile azimle işe başlamamız gerektiğinin bilincindeyiz.

3- Her türlü olumsuzluğa rağmen, hayat devam etmektedir. Bir araya gelerek, gönül ve güç birliği yaparak, dayanışma içerisinde yeniden üretim faaliyetine geçmeliyiz. Görünen odur ki; yaralarımızı yine bizler birlikte olursak sarabileceğiz.

4- -Bugüne kadar üretime ve kalkınmaya dair toplumumuzun öz gücüyle attığı adımları, kimi kamu kurumlarının verdiği destekleri hiç şüphesiz ki göz ardı etmiyoruz. Gücümüzü; sahip olduğumuz çoğulcu, demokratik ve güçlü kültürel değerlerimizden alıyoruz. Sözünü ettiğimiz bu değerlerimizden aldığımız güçle, işlenmeyen topraklarımızı işlemek için üretim seferberliğine başlamalıyız;

5- Sermayemiz kıt ve olanaklarımız sınırlı olabilir. Biliyoruz ki; inancımız ve azmimizin yanı sıra, hem yurt içinde hem de yurt dışında çok sayıda sevenlerimiz, demokrat belediyelerimiz, uzmanlarımız, elimizi uzattığımızda burada olduğu gibi yanı başımızda bulacağımız bolca dostlarımız vardır.

6- Bugüne kadar işlenmeyen arazilerde toprakların kendisini yenileyebilmiş olmasından dolayı kimyasala dayalı olmayan, sağlıklı beslenmeyi sağlayan, toprağı ve suyu kirletmeyen, bilgiye, bulguya ve dayanışmayı esas alan bir üretim modeline olanak vermektedir.

7- Temiz topraklarda doğayla dost üretimin yapılması sonucunda elde edeceğimiz ürünlerimizi, aracısız biçimde tüketiciyle doğrudan buluşturacağız. Kooperatiflerimizi kurmamız halinde, aracıların sırtımızdan kazandığı kazançlara biz sahip olacağız. Aynı zamanda kooperatiflerimiz aracılığıyla ürettiğimiz ürünleri ilk haliyle değil, işleyerek, yani buğdayı sadece buğday olarak satmak yerine; buğdayı una, bulgura, makarnaya, erişteye dönüştürerek satmak suretiyle katma değeri yüksek ürünlerle kazancımızı artıracağız.

8 Amacımız; adım adım üretici inisiyatiflerini çoğaltmak, ilçemiz Mazgirt’te birlik ve dayanışmayı sağlayarak kooperatifimizi kurmaktır.

Kooperatifleşme kültürü tekrar canlandırılabilir mi?

Kooperatifçilik = İşbirliği demektir. En yalın anlatımıyla kooperatifler, bir ortak işletme kanalı ile eşit paylar ve eşit haklar ve görevler çerçevesinde, ortaklarının çıkarlarını geliştirmeye yönelik hizmetler sağlayan, ortaklık sayıları sınırlı olmayan demokratik kurumlardır. Kooperatifler, azami kar sağlamak üzere bir araya gelinen yapılar değil, ortakların
gereksinimleri ve ortak yararları esas alınır. Diğer bir ifadeyle kooperatifleşme, tarımsal kalkınmada üreticilerin tek başlarına çözmekte zorlandıkları; kredi temini, üretim bilgisine ulaşma, eğitim, pazarlama, araç- gereç temini vb. ortak sorunlarını gidermek için benzer konumdaki diğer üreticilerle bir araya gelerek yaptıkları gönüllü faaliyetlerin toplamının adıdır.

Öte yandan büyük ölçekte faaliyet yapmak isteyen kapitalist işletmeler çeşitli nedenlere bağlı olarak bu yapıları kendi çıkarlarının önünde engel olarak görmektedirler. Çünkü, hükümet çevrelerince de arzulanan büyük ölçekli tarımsal işletmeler devreye girerse, toprakların mülkiyetine bakılmadan büyük şirketlere devredildiğinde bugün topraklarına sahip çıkmayan her köylü kendi toprağında ancak işçi olabilir. Kooperatifleşme çabasının arkasındaki telaş da bu nedenledir.

Kooperatifleşmenin tarihine bakış

Kooperatifleşmenin tarihieskidir. İlk kooperatifleşme 1800 lü yıllarda İngiltere’de tüketim kooperatifi olarak kurulmuştur. Aynı yıllarda Fransa’da süt üreticileri tarafından kurulmuştur.

Ülke gerçeğine baktığımızda, çoğunlukla konut alanında yaşanan kötü deneyler kooperatifleşmenin itibarını zayıflatmış olmakla beraber, kooperatifleşme fikri hala öneminden ve cazibesinden fazla bir şey kaybetmemiştir.

Daha çok kuruluş şekli, işleyişi, yönetimlerinin şeffaf olmaması ve yeterli düzeyde üyeleri tarafından denetlenmemesi bu yapılarda istismar ve yolsuzlukların yapılmasını beraberinde getirmiştir.

ülkemizde tarihsel olarak Ahilik kurumuna, ondan da öte Osmanlı dönemine kadar uzanan, Cumhuriyet döneminde 1930 lu yıllardan itibaren önemsenen, köy enstitüleri döneminde ise kültürel olarak yeşertilmeye çalışılan bir halk dayanışmasıdır.

1970 li yıllarda ise 1163 sayılık Kooperatifçilik Yasası ile mevzuata kavuşuyor. Bazılarına göre “devletçilik” ve “özel sektör” dışında, aracısız-tefecisiz üretime ve dağıtıma giden yolda bir “üçüncü sektör” olarak da tanımlanıyor kooperatifçilik.

Bloomberg TV’nin 26 Haziran 2014 tarihinde web sayfasında yer alan habere göre; dünyada kooperatifleşme oranları:

Danimarka: %98, Hollanda: %95, Almanya: %76, Kanada: %75, İspanya: %70 ve Türkiye’de ise: %13 olarak gösterilmektedir.

Bu yönüyle bakıldığında kooperatifçilik ekonomik kalkınmanın herhangi bir döneminin ürünü olarak düşünülemez. Gerçekten, kooperatifleşme hem sanayileşmiş ülkelerde hem de gelişmeye çalışan bizim gibi ülkelerde var olması gereken kuruluşlar olduğu yukarıdaki rakamlardan anlaşılmaktadır.

Yerel dinamiklere dayanan ve doğayla uyumlu kalkınma modeli

Önceliğin “doğayla uyumlu bir kalkınma modeli” olması önerisi önem taşımaktadır. Kalkınmanın yerel dinamiklere dayanması ve model seçiminin de kooperatifleşme olarak belirlenmesi bu nedenle doğru bir kabul olarak görülebilir. Özel girişimlerin bölgeye yapacakları yatırımlarla sağlanacak kalkınma modeli denenmiş bir başka kapitalist modelidir ve Türkiye zaten bu modelin acı sonuçlarını bilmektedir.

Dersim’de ise ücretli emeğe dayanan ve özel şirketlerin sahibi olacağı büyük ölçekli tarımsal kalkınma stratejileri yerine, sınırlı olanaklarla izlenecek kolektif bir kalkınma modeli daha anlamlı görünmektedir. Esasen kooperatifleşme ancak kolektif bir yapıyla sağlanabilecek bir kalkınma modelidir. Dersimde umudumuz olan kolektivizm/ortaklaşmacılık toplumsal dokularımızda zaten var olduğuna inandığımız bir haslettir.