Dersim’de Yeni Bir Kimlik Mi Oluşuyor?

Doğan Munzuroğlu yazdı: Bugün Türkiye’nin herhangi bir coğrafyasında Dersimlilik bilincine ve yurtseverliğine yakın, onun kadar güçlü bir ruha rastlayamazsınız.

Son zamanlarda, Dersimliler arasındaki kuvvetli bağlar hakkında yakınma derecesinde söylemlere şahit oluyorum. Gerçekten de Türkiye metropollerinde yaşayan Dersimlileri, diğer illerden gelen hemşehri gruplarından farklı kılan kuvvetli bağlar birçok insan gibi benim de dikkatimi çekmektedir. Askerlikte, cezaevlerinde, üniversite kampüslerinde ve öğrenci evlerinde Dersimlilerle birlikte yaşayıp da bu bağın farkında olmayan insan yok gibidir. Hemşehrilik ilişkilerini aşan bu tutum adeta bir “Dersim diasporası” yaratmıştır. Devrimci mücadele dönemlerinde dikkat çekmeye başlayan bu bağ içselleşerek güçlenmiş ve zamanla farklı ritüeller, mitler, neredeyse ayrı bir “Dersim Ulusu” oluşturabilecek değerler yaratmıştır. Dersimlilerle dost ve arkadaş olan herkesin birçok ortamda, yakınma derecesinde dile getirdiği bu durum gelecekte de çokça konuşulacak gibi görünüyor.

Dersimliler, özellikle diasporadaki Dersimliler arasındaki bu bağ nasıl açıklanabilir:

Bugün Türkiye’nin herhangi bir coğrafyasında Dersimlilik bilincine ve yurtseverliğine yakın, onun kadar güçlü bir ruha rastlayamazsınız. Bu bağ hemşehrilik duygusunun çok ötesine geçmiştir. Bu durum diğer şehirlerin-bölgelerin insanlarını hayrete düşürecek, bazen de kıskandıracak şekilde dikkat çekmektedir. Dersimli, Dersimli ile mutlu olmaktadır.

Bir ırmak, bir dağ, birkaç ziyaret ve meşe ağaçlarından akıl almaz bir “biz bilinci” oluşturulmuştur.

Cumhuriyetin ilk çeyreğinde oluşan ve son çeyreğinde giderek kemikleşip ortak değerler manzumesine dönüşen bu kimlik kendi evrimsel mecrasında giderek merkezi otoritenin tersine yol alan özgün bir karakter kazanır. Dersimli olmak artık özgün bir kimliği anlatmaktadır. O, ne tam olarak Alevi kimliğinde ne de Kürt kimliğinde ifade bulabilir. Bu durum karşısında Aleviler de Kürtler de şaşkınlık yaşamaktadırlar. Biraz avantajlı biraz sorunlu bir kimliktir Dersimli olmak.

Sorunludur çünkü kendi kökleri üzerinde yükselen bir kimlik değil melez bir kimliktir. Kendi doğal mecrasında, düzgün evrimsel süreçle değil müdahalelerle şekillenmiştir. Bugün Dersimli olmakla övünüp kendisini su katılmamış ateşli bir Dersimli olarak görüp iki kelime Kırmançkî veya Kırdaşki bilmeyen; mısayıbı ve kirvesi olmayan, hangi ocağın talibi olduğunu bilmeyen, bir ortamda Zazaki/Kurmançî konuşulduğunda aval aval bakan, hatta rahatsız olan on binlerce Dersimli mevcuttur. Avantajlıdır, çünkü Dersimli Dersimliyi bulduğunda bütün kuşkular bitmekte, bir güven şemsiyesi herkesi sarıp adeta akrabalaştırmaktadır.

Sözü edilen, yeni Dersim kimliğidir ve bu kimliği şekillendiren şey tam olarak dil, aşiret bağı veya Raa Heqi inancı değildir. Bunların ötesinde bir şeyler belirlemektedir. Oluşmuş olan Dersim yurtseverliği birkaç sembol ile ifade edilebilen, çağın mitlerine uygun bir kimliktir. Dersim’den olmak ya da Munzur bu yurtseverliğin iki önemli ayağıdır.
Bazı “Tuncelililer” tarafından biraz sakıncalı görülse de Dersim genel kabul görmüş bir semboldür. Munzur ise buna göre daha sorunsuz bir ortak değerdir. Düzgün Baba gibi birçok kutsi mekan bu sembolizmin tamamlayıcılarıdır. Diğer semboller arasında Che, Deniz, İbrahim; kimi zaman Seyid Rıza yer almaktadır.

Kimi zaman bu sembollerin yerini Altı Ok veya HDP sembolleri almaktadır. Doğrudan ifade edilmese de Dersimlilerin tümünü kapsayacak tek ortak değer ise sekülerliktir. Laik olmak Dersimlilerin ekseriyetle hayır diyemeyeceği bir tutumdur. Dersim Türkiye’nin diğer bölgeleriyle karşılaştırıldığında dinin yaşamsal kararlarda en az etki ettiği bölgedir.

Dersimlilerin iki temel kaygısı ise güvenlik ve ekonomik refahtır. Bunun dışındaki talepler dönemsel olarak önem kazanabilen taleplerdir. Kendini güvende hissetme ve ekonomik kaygılar onlarca yıl birincil kaygı olarak varlığını sürdürmektedir.

Dersimli, bilgisi ölçüsünde rasyoneldir ve gerçekçidir. Din adamlarının ve hurafenin halkın gündelik yaşamını etkileyeceği, hissedilir derecede bir sosyal kontrol oluşturacağı en son toplum Dersimdir.

Açıkça itiraf etmesek de şekillenen Dersim kimliği ne Kürt yurtseverlerini ne Zaza yurtseverlerini ne de Raa Heqi alevilerini memnun etmektedir. Şekillenen bu kimlik tüm bu paradigmaları aşan yeni bir Der-
sim Ulusu’dur.

Modern Dersim, Kemalist cumhuriyetin, üzerinden bir buldozer gibi geçerken inşa ettiği sentez bir kimliktir. Bugün, Cumhuriyete sadakatle bağlı azımsanmayacak bir nüfus söz konusudur. Cumhuriyet onları kırmış, sürgün etmiş ama bugün görünen o ki kimi açık, kimi gizliden ve utangaç bir şekilde Kemalist cumhuriyetçi düşünce ve ideolojiye
hayranlık duymaktadır. (Komünist Belediye’nin yönettiği Ovacık’ta en çok okunan gazete Sözcü gazetesidir) Son günlerde gerici siyasal iktidarın güç kazanmasıyla bu hayranlık dikkate değer oranda yükselmektedir. Günümüzün otokratına karşı dünün otokratına yaslanmaktadırlar.

Bu, diyalektik bir süreçtir. Önceleri cumhuriyete bir nefret veya tepki olarak ortaya çıkan duygu durumu zamanla sentez bir toplum ortaya çıkarmış ve okumaya mesafeli duran bir toplumdan okumaya ve modernizem düşkün, bireyci ve Atatürk hayranı bir toplum ortaya çıkmıştır. Dersimlilerdeki bu eğilimler daima sola meyleden bir karakterdedir. Yani Dersimliler kendi ideallerindeki Kemalizmi sevmektedirler. Direniş, kırım ve travmanın sonucudur bu. Büyük Felaket sonrası hızlı değişim bir benzerler toplumu yaratmıştır. Bir “tatlı limon” psikolojisidir bu. Ancak güçlü bir travma Dersim geleneğinin, dilinin, yaşam kültürünün, Raa Heqi itikatının 40-50 yılda bu derece hızlı değişimini açıklayabilir.

Benzer bir süreç İslam’a direnen, direndikçe İslamlaşan Kızılbaş inancında da görülür. Kızılbaşlık, İslami yayılmaya direneyim derken “halis muhlis Müslümanız” söylemi darağaçlarını boylayan önderlerinin duruşundan zaman içinde İslam’ın revize edilmiş bir karikatürü şekillenmiştir. İslam’ın kılıcı altında ezildikçe onun söylemelerini dillendiren bir Alevi toplumu oluşmuş, bu durum sokaktaki Alevinin “gerçek Müslüman biziz” söylemiyle ifade bulmuştur.

Dersim Kırımı ve travması günümüzdeki Dersim bilincinin ya da kimliğinin oluşmasında etkili olmuş en önemli faktördür. Dersim Kırımı ve travması, geçmişte birbirinden kopuk, çatışma ve kan davalarıyla sürekli sürtüşen aşiretlerden geriye kalan Dersimlilerde hiç beklenmedik bir ortak ruh, bir “biz bilinci” şekillendirmiştir.

Atalarının, Dersimlilere geçmişlerini anlatmaması çok şeyi değiştirmemiş, farkında olmadan ortak acının birleştirdiği bir toplum ortaya çıkmıştır. Başlarda açıklanamayan bu bilinç, soykırım ve sonrasında yaşananları öğrendikçe anlaşılır hale gelmektedir. Bir dağı, bir ırmağı vazgeçilmez yapan dağın heybeti, ırmağın şırıldaması değil o büyük acının bıraktığı ortak ruhtur. Doksan yıllık öteki olma durumu birbirlerinin gözlerine baktıklarında buldukları acıklı bir payda olmuştur.

Söz konusu mikro milliyetçilik zaman zaman Munzur’un doğasının korunması gibi bir çevreci anlayışa dönüşüyor ve bu onun iyi yanıdır. Bazen de “Diyarbakırlılar Dersimde çalışmasın” gibi bir söyleme dönüşüyor. Bu da onun abartılı uç noktalarındandır.

Bu yeni Dersim kimliği evrensel dünya değerlerine uyma konusunda Dersimlilere avantaj sağlamakla birlikte dil ve inanç açısından yerel kimliği silme riskini her zaman taşımıştır. (Güzel Türkçe konuşmak ezelden beri övünç duydukları bir özellik olagelmiştir.)

Dersimli gelişmeye ve yeniliğe açıktır. Evrensel değerleri kavrayıp içselleştirmede birinci sıradadır. Kırım ve sürgün yüzlerce yıl sürecek değişimlerin beş on yılda gerçekleşmesine yol açmış, neredeyse dede ile torun arasına yüzlerce yıllık kültür/ kuşak mesafesi girmiştir. Olaylara karşı tutum açısından yüzlerce yıllık bakış farkı sokmuştur. Bugün Dersimlilik kimliğiyle övünen her genç, dedesinin elli yıl önceki yaşam biçimini görse ileri derecede şaşkınlık yaşayacaktır.

Yeni Dersim gençliği, çatal kılıç kolye ile inancını, Seyid Rıza posteriyle tarihini, Deniz Gezmiş tişörtüyle devrimciliğini yaşamaktadır.

Doğan Munzuroğlu