Güncel

Kayyım Darbesine Hayır! Dayanışmaya Devam!  

31 Mart 2019 Yerel Seçimler yapıldı.

31 Mart Yerel Seçimleri  halkın seçme ve seçilme hakkına saygı içinde geçti.

Öyle mi dersiniz?

Ayrıntısını anlatmak uzun sürer.  Ancak ortaya çıkan belgeler gerçeğin hiçde öyle olmadığını gösteriyor.  31 Mart seçimi bittiği andan itibaren  ‘derin’ yazışmalar yapılmış. Şu an görevden alınan Eşbaşkanların mazbatalarını almadan görevden alınmaları talep edilmiş…

Aslında en başından beri Kürtlerin, HDP üzerinden temsil edilen iradesini tanımama  tavrı var.

Bu ne demektir?

Bu oy veren milyonların seçme seçilme  hakkını tanımama demektir.

                                                          ***

Kayyım darbeciliğinin görevden aldığı Büyük şehir Belediye  başkanları hakkında devam eden soruşturmalar ve kovuşturmalar var…  “Terörist” suçlaması yapıyorlar. Oysa T.C. Anayasası ve  Türkiye Cumhriyetinin ilgili ceza yasalarında “Masumiyet Karinesi” diye temel bir kavram var. Kesinleşmiş mahkeme kararı yoksa suçlayamazsınız.

Büyük şehir Belediye  başkanları hakkında suçlayıcı herhangi bir Ceza Mahkemesi kararı yok.

Anayasa toplumun büyük kitlesinin oylarıyla kabul edildi. Anayasaya oy veren bu büyük kitlenin  iradesini tanımıyorlar.

Midde-i kübradan sallıyorlar: “Başkanlar terörist”…  Kürtlüğe bulaşan herhangi birini istedikleri an  teröristlikle suçluyorlar.

                                                        ***

 “Terörist” söyleminin inandırıcı bir tarafı yoktur.  Çünkü bu konu doğrudan doğruya Kürt meselesi ile ilgilidir.

 Kürt meselesini çatışma yöntemi ile çözmek istiyorlar.

Barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözmek istemiyorlar.

 Güvenlik politikalarıyla, bu sorunu ortadan kaldırmak istiyorlar.

 Kürt sorununun çözümü konusunda asgari uyulması gereken en demokratik kuralı çiğniyorlar.

Nasıl mı?

Bir sorun varsa bu öncelikle demokratik yollarla  çözülür.

Demokratik yol ne demektir?

Kürtlerin  temsilcilerini seçme hakkıdır, demokratik yol.

Kürt halkının seçtiği  Belediye başkanını tanımazsanız,  onları kayyım darbeciliğiyle görevden alırsanız, Kürt sorununu inkâr etmiş olursunuz.  Bu yol yol değildir,  dönün bu yoldan…

                                               ***

Kayyım darbeciliğiyle görevden aldığınız Büyükşehir Belediye eş başkanları ne yapıyor?

Kayyım darbeciliğine karşı,   Demokratik direnme hakkını kullanıyorlar.

Kayyım darbeciliğine karşı, gösteri,  itiraz,  protesto ile haklarını arıyorlar.

Biliyorum, çok isterdiniz dağa çıkmalarını, ancak onlar demokratik yoldan haklarını  arıyorlar.

Demokratik yollardan ayrılmıyorlar.

Kızmamalısınız,  aksine saygı duymalısınız onlara…

                                            ***

Kürtler  barışta ısrar ediyorlar.

İnatla ve sabırla, “savaş bitsin, oturalım, konuşalım” diyorlar.

Ancak Kürtlerle bu sorunu masada çözme noktasına henüz gelmiş değiller…

Abdullah Öcalan Avukatları üzarinden Barış çağrısı yapmıştı;  ‘sorunu çözmek istiyorsanız ben hazırım’ demişti.

 4 Ağustos tarihinde Demokratik Toplum Kongresi ve  Halkların Demokratik Partisi’de ‘ Anayasa yapımına ve barışa hazır olduklarını’ açıklamışlardı.

 İnsanlar umutlanmıştı.

 Israrla  devam ettirilen  yanlıştan  vazgeçecekler mi acaba?

 Vazgeçmediler!

Tam tersine  Kürtlerin Barış çağrısına,  Kürtlerin seçilmiş temsilcilerini görevden alma gibi tehlikeli bir yolla, kayyımcı darbecilikle karşılık verdiler.

Böylece demokrasiden, demokratik yollarla  sorunları  çözmekten ne kadar uzak olduklarını ortaya koydular.

                                                             ***

İnsan şunu söylemeden geçemiyor: Siz bırakın Kürt sorunu gibi Türkiye’deki sorunların anasını çözmeyi,  bu zihniyetle Türkiye’nin asgari ekonomik, siyasi, insani/sosyal problemleri çözemezsiniz artık…

Amiyane deyimle ‘nato kafa, mermer kafa!’ …

Tek bildiğiniz şey, şiddet, vur-kır…

Bazen düşünüyorum da bu devlet etme biçimine Türkiye layık mı?…

Cevabım, Layık değil oluyor her zaman…

 Bunun içindir ki,

“Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa;
Hakkın da bükülmez kolu, gülmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez ebedî; her gecenin gündüzü vardır.” (Tevfik Fikret)

Celalettin Can

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Kapalı
Kapalı