Merkezinde Baraj Olan Tek Kent

Dersim olunca devlet kendi hukukunu hiçe sayıyor. Yüksek Yargı izin vermediği halde, devlet OHAL zoruyla baraj yaptırıyor

Gazetemizin 69. sayısında Munzur Özgür Aksın Platformu’nun sözcüsü olan Dersim Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Yusuf Cengiz ile böyle bir oluşuma gidişin nedenlerini ve amaçlarını konuşmuş, Sanayi ve Ticaret Odası olarak neden baraj yapımına karşı olduklarını sormuştuk.

Aradan 6 ay geçti. Platform, genişleyerek, Meclis şeklini aldı. Adı da Munzur Özgür Aksın Meclisi oldu. Biri Dersim Merkez, diğeri de yerelde yani Ovacık’ta bir biriyle iç içe iki meclis faaliyette. Bu kez, Meclis’in yerel temsilin bakışını öğrenmek istiyoruz; yani Çemê Mizur üzerine kurulmak istenen Konaktepe Barajı’ndan direkt etkilenecek olanlardan.

Bu amaçla kendisi de Ovacıklı olan, Ovacık’ta yaşayan aynı zamanda DBP İl Genel Meclis Üyesi, Munzur Özgür Aksın Meclisi kurucularından Zeynel Örnek ile konuştuk.

Hüseyin DENİZ: Zeynel Örnek’e ilk olarak Dersim’e neden bu kadar baraj yapılmak isteniyor. Ger- çekten enerji eksikliği Dersim’deki barajlarla mı kapatılacak. Yoksa?..

Zeynel ÖRNEK: Şimdi biliyoruz ki, Osmanlı’dan günümüze, Dersim, Dersimin doğasıyla uğraşan ceberrut bir yapı var. Bir Keban Barajı algımız vardı ama, Keban Barajı’nın ekolojik etkilerini unuttuk, kanıksadık. Oysa aslında bu Konaktepe Barajı çalışmaları, 1970’li yılların sonlarından itibaren başladı; doğrusu bu çalışmaların neye ait olduğunu bilmiyorduk. Bizzat tanık olduğum, tünel çalışmaları, kazı çalışmaları, drenaj çalışmaları yapılıyordu.

Yani bugün bahsettiğimiz baraj çalışmaları, o zamandan başladı öyle mi?

Zeynel ÖRNEK: Tabii tabi, 1978’de başladı. Devletin bir hesabı vardı ama biz farkında değiliz. Çok da dillendirmiyorlar bunu. Şimdi 1987 yılında Mercan HES başladı. Ve insanlar bunu bir istihdam kapısı olarak gördü. Hiç öyle itiraz değil, aksine büyük bir kabulle ve iş arayışıyla gittiler ve oradaki usulsüz yapılardan sonra bir garabet çıktı ortaya. Yani doğanın içinde bir ur, alakası olmayan bir şey… Ve bir antipati gelişti orada. Sonra Uzunçayır Baraj çalışması geldi. Hakikaten bir gerçeği söylemek lazım. O zaman herkesin derdi, farklıydı. Düşününüz 80’den sonra avukat sayısı 2-3 taneydi; ama kamulaştırmayla birlikte bu sayı 8’e, 10’a, 16’ya çıktı. Hepsi de kamulaştırma davalarına bakıyor. Ne zaman ki, Uzunçayır Barajı tutuldu su birikti; vahameti o zaman gördük. Ve burada sivil toplum kuruluşlarının da öncülüğünde gelişen bir eylemlilik oldu. ‘10 Aralık yürüyüşü’… Öğrendik ki bu yürüyüş, katılımıyla dünyadaki en çok kitle taşıyan çevre hareketi olmuş.

‘İlk Uzunçayır Barajında biz gerçeği gördük’ dediniz. Nedir o gerçek?

Zeynel ÖRNEK: Şimdi bir defa baktığımızda Türkiye’de merkezinde tek baraj olan kent özelliğini taşıyor. Diğer yerlerde de var ama Kent merkezini kapsamıyor. O su biriktikçe, o tanık olduğumuz aşina olduğumuz değerler, nesneler, ağaçlar, yeşillikler suya gömüldükçe bir an boğulur gibi hissettik. Tabi bunun ekonomik yanı- nı, ekolojik katkıyı falan bunlara yavaş yavaş öğreniyoruz. Ve öğrendik ki bu başka bir hesap kitap. Şimdi Konaktepe barajına ilişkin tepkiler de 2010’dan sonra gelişmeye başladı. Yani burada duyarlı Avukat Arkadaşlarımızın çevre kuruluşlarımızın, sivil toplum örgütlerimizin, 2011 yılında Konaktepe Barajı’nın durdurulması için bir dava açıldı. Yani burasının doğa ve kültür mirası özelliği taşıdığı, 1971’den beri Milli Park olduğu. T Eko sistem açısından kendi içinde 5 sistem barındırdığı, İşte fauna ve florasıyla nadir bir yapıya sahip olması gibi bir çok şeyi de bu arada yavaş yavaş öğreniyoruz. Ve bu dava temyiz edildi. Danıştay 10. Hukuk Dairesi, ÇED (Çevre Etki Değeri) raporu alınmadan, ya da gereksizdir kararı alınmadan, barajların yapılamayacağı yönünde bir karara hükmetti.

Şimdi bu karardan sonra, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu işi boşa çıkarmak için, Nazım İmar Planları çıkararak, ve onaylayarak, yapım işini tekrar devreye soktu.

En son 13 Ocak 2017 tarihli resmi gazetede yayınlanan acele kamulaştırma kararı, doğrusu bizi tetikledi. Önce Ovacık’ta tüm sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi partilerin içinde olduğu, inanç kurumlarının içinde yer aldığı bir meclis oluşturuldu. Toplam 22 kurumdan oluşan bir meclis var.

Ne zaman oluşturdunuz?

Zeynel ÖRNEK: Hemen 13 Ocak’tan sonra. Böyle bir şeyin gerekli olduğu kararı çıktı. Şimdi bu temelde oluşan bir meclis kendi arasında, İki muhtar, İki il genel meclis üyesi, iki belediye başkanından oluşan bir yürütme seçti. Ve şöyle de bir karar aldık: “Bundan böyle Dersim’de siyasi kültürel, ekolojik, siyasi, ideolojik bütün etkinliklerde Munzur teması işlenecek. Ve fizibilite çalışması yapılacak. Bir bellek oluşturulacak. Yani kutsal yerlere, mekânlara, Barajın etkileri, somut sonuçlarına ilişkin, çalışmalar yürütülecek.

Bu çalışmalar başladı mı?

Zeynel ÖRNEK: Belediye binasında bu konuyla ilgili bir büro açtık. Bir Web sayfası oluşturduk. Çalışmalar devam ediyor.

O halde Dersim’deki Meclis, sizin oluşuma gidişinizin sonucu doğdu öyle mi?

Zeynel ÖRNEK: Burada da bir çağrı yaptık. Dersim merkezde oluşturulan Meclis’te de, siyasi partiler var, Meslek odaları var, sivil toplum örgütleri var, Dernekler var, inanç kurumları var. Yani ilk olarak Dersim’de, bir sorunu ortaklaştıran ve her kesin üzerinde birleştiği bir meclis oluştu. Bir kaç toplantısını gerçekleştirdik. Bunlarda alanlar üzerinden bir yürütme oluşturduk. 9 Kişiden oluşuyor. Yürütme sözcüsünün yurt içinde Ankara, İstanbul, vb kentelerde yapılan toplantılara iştiraki söz konusu. Doğrusu çok yüksek bir duyarlılıkla destek aldık. Yani öncesinde Dersim’de şey vardı bir rahatsızlık vardı, bir sorun varsa, sorunun üzerinde çalışmaktansa kendini var etme anlayışı hâkimdi. Ancak bu kez böyle olmadı. Dersim Cemaati geldi. Başka sivil inisiyatifler geldi. Önce “ne gerek vardı buna, bizim de epey emeğimiz var bu konuda” gibi sorular soruldu. Amaç ve hedeflerimizi anlattığımızda herkesle ortaklaştık. Amaç şu: Bunun bütün çalışmalar burada yürütülecek. Herkes elinden gelen katkıyı sunabilir. Şu an öyle bir duyarlılık var.

Şu anda durum ne?

Zeynel ÖRNEK: Bir duyarlılık var. Ama sürecin öngördüğümüz şekilde gittiğini söyleyemeyiz. Referandum, siyasi operasyonlar, OHAL uygulamaları vb. bu çalışmaları aksatıyor. Örneğin bir Meclis toplantısı planlıyoruz. Bakıyorsun öncesinde bir operasyon yapılıyor onlarca kişi gözaltına alınıyor. Dolayısıyla ertelemek zorunda kalıyoruz.

Peki şimdi Ovacık’a gelelim. İlçedeki genel hava ne durumda?

Zeynel ÖRNEK: Şimdi bu baraj alanının ilginç bir özelliği var aslında. Bu baraj Tornoba’nın bir km altından tutuluyor. Burada, etkilenen köyleri söylemek gerekirse, Dersim Karşılar ve Sarıtaş köyü. Ovacık’ta ise Yoğun Çam, Yeni Söğüt, Çemberlitaş, Yaylagünü, Tornoba, Yoncalı, Çayüstü, Yakatarla, Akyayık, Güneykonak, Sarıtosun ve Konak köyleriyle Ovacık’ın önemli bir kısmını ve Pulur (Ovacık’ın eski adını taşıyan yerleşim yeri) mahallesini kapsıyor. Toplamda 16 yerleşim yerini kapsıyor.

Peki bu yerleşim yerlerinin durumu nedir?

Zeynel ÖRNEK: 1994’ten beri köy boşaltmaları nedeniyle birçok köy boş. Dolayısıyla en büyük handikaplarımızdan biri, muhatapların önemli bir kısmının köylerde yaşamaması. Şimdi bu alanların 20 yılı aşkın bir süredir boş olmasından kaynaklı olarak, asıl toprağı, toprağın kıymetini bilen insanların birçoğu göçüp gitti buradan.

Yeni nesil ise gerçeğin farkında değil. Metropollerdekiler ise daha çok işin maddi yönüne bakıyor. Diyor ki; bir tarlam var derenin ağzında; yarısını sel götürüyor. Devlet bana para verecek. Sohbet sırasında diyor ki, “niye bana kötülük yapıyorsunuz. Bırakın o parayı alayım ben.” Ama, sonuçlarını ve etkilerini anlattığımızda; “bu kadar kayıtsız ve duyarsız da değilim” diyor.

Peki bu bahsettiğiniz alanda şu anda yerleşik yaşam sürdüren kaç köy var?

Zeynel ÖRNEK: Şu an önemli bir kesimde var. Ama nüfus olarak o kadar çok az ki… Size yaptığım bir çalışmanın rakamlarının vereyim. Ovacık ilçesinin 1965 yılındaki nüfusu 16 bin 48. O tarihte bunun 15 bin 540’ı köylerde yaşıyor. 1980 yılına geldiğimizde, Ovacık’ın nüfusu 18 bin 71. Köylerle beraber. Yine bunun 17 bini köylerde yaşayanlar oluşturuyor. Ancak 2000 yılına geldiğimizde, nüfusumuz 8 bin 500.

Yüzde 100 düşüş…

Zeynel ÖRNEK: Yani ‘94 sendromuyla beraber, nüfus düşmüş.. Ve köylerde yaşayan nüfus 2 bin 600… Bugün itibariyle tablo şöyle: Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine dayanarak söylüyorum; Ovacık ilçesinin nüfusu 6 bin 103; bunun 3 bin 200’ü ilçe merkezinde yaşıyor. Geriye kalanı köylerde ikamet ediyor. Özetle durum çok trajik. Yani ülkenin nüfusu 1965’ten günümüze üçe katlanırken, Ovacık’ın nüfusu tam tersine üçte bire düşmüş. Yani üç kat azalmış, Bu bizim handikaplarımızdan bir tanesi.

Bu köylerde 1990’da yaşayan nüfus 2 bin 39. Resmi kayıtlara göre bugün ise 528. Ancak bu rakam yaz aylarında iki katına kadar çıkıyor. Bunlar adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde olup köyde yaşayan insanlar. Yani 12 köydeki nüfustan bahsediyorum.

Meclis çalışmaları başlayınca önce Ovacık’ta Dünya Nehirler Günü olan 14 Mart tarihinde, baraj altında kalan Çatdere köyünde, Gola Hûrî denilen yerde burada yaşayan insanların kutsal değerlerini onlarla beraber yaşayarak, Mercan ve Munzur’un birleştiği yerlere güller atalım. Şimdi bu masum eylemimizi bile, “yasadışı örgütlerin talimatları ile yapılan eylem” diyerek engel olmaya çalıştılar. Özellikle de kaymakamlık ve güvenlik birimleri köy muhtarlarını telefonla arayıp, “söz konusu etkinliğe gitmeniz halinde hakkınızda işlem yapılacaktır” diyerek, katılımı engellediler.

Ama çok acıdır 3 hafta önce 12 muhtarımız tutuklandı, 7 tanesi bu eyleme katılanlardır.

Meclis te yer alan var mı?

Zeynel ÖRNEK: Evet iki tanesi de bu meclis yürütme üyesi idi aynı zamanda. Yereldeki yürütme üyesi. Dolayısıyla böyle de bir baskıyla karşı karşıyayız. Yani direkt cepheden saldırmasalar bile, zımnen bu yaklaşımlarla insanlarda bir korku bir geriye çekilme hali var. Bahsettiğim bu köylerde, acele kamulaştırma kararı ile taşınmaz mal, parsel olarak sayısı bin 248’dir. Yani bu bin 248 parsel özel mülkiyete konu taşınmaz baraj sularının altında kalıyor.

Bir şey daha var; bu barajdan etkilenen Çayüstü, Mankürek, Yakatarla, Zarif, Yoğunçam, Tilek köyüne ilişkin kadastro çalışmalara yapılmadığı için kaç parselin sular altında kaldığı belli değil. Yani bu sayının, bahsettiğim bu köylerdeki, taşınmaz mallar, bu sayının dışındadır.

Biraz önce nüfusun 1965’ten bu yana ki sürecini özetlediniz. Büyük çoğunluğu gitmiş. Bu giden nüfus nerelerde yoğulaşıyor, bunlara ulaşabiliyor musunuz?

Zeynel ÖRNEK: Şimdi şöyle bir planlama yaptık; Özellikle baraj altında kalan köylerden çıkan köylülerin önemli bir kısmı Elazığ’da ve İstanbul’da yaşıyor. Bizim buralarda yöresel derneklerimiz var. onlarla irtibat kurduk. Elazığ’da, Yıldız Bağları ve Fevzi Çakmak’ta birer toplantı organize ettik. Onlarla, buluşarak gerçeği anlatacağız. Bir de işin ekonomik ayağı var ki, ortada ciddi bir bilgi kirliliği mevcut. Birileri ortaya bir şey atıyor ve ondan sonra herkes bunu konuşuyor. Bu bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak için de bir bülten çıkardık. Ayrıca tapu sicil müdürlüğünde, acele kamulaştırma kararıyla belirlenen parsellerin mülk sahipleriyle bire bir temas kurma çalışması var. Doğrusu özellikle metropollerdeki hemşerilerimizin duyarlığılığı ve yöre derneklerimizin aracılığıyla bunlara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Yani eğer halkta yanlış bir algı var ise, bu bizim yetersizliğimizden.

Elazığ’da ikamet edenlerden bahsettiniz. Köylerden göç edenlerle şimdiye kadar hiç temas kurdunuz mu?

Zeynel ÖRNEK: Birebir görüşmelerimiz oldu. Küçük bültenlerle ilişkiler kurmaya çalıştık ama, söylemekten korkmamak lazım; devletin çok örgütlü olduğunu, içimizde bir şekilde uzantılarının olduğunu biliyoruz. Bunların yarattığı olumsuz propagandalardan haberdarız. Mesela baraj alanlarında fidan dikme çalışmaların bir isteklilik çalışması olduğunu düşünüyoruz.

Yani kendi arazisine fidan dikerek, devletten daha fazla para alma çabası var.

Zeynel ÖRNEK: Tüm bunlarla birlikte yaptığımız birebir görüşmeler ya da size gelen duyumlardan hareket edersek, tablo nasıl gözüküyor? Umut verici mi, değil mi? Hayır, son derece umut verici… Gerçeği öğrendiklerinde, hakikaten doğru söylemle gidildiğinde, bir karşılık buluyorsunuz. Önemli olan gerçeklikle gitmek lazım. Önceden de vardı çalışmalar ama hamaset ile yapılıyordu. Bazen abartılı söylemlerle gittiğinde halkın hemen çekincesi oluşuyor. Yani kişiye güvensizlik, daha doğrusu, meseleye güvensizliği beraberinde getiriyor.

Kaç kişiye ulaşabildiniz şimdiye kadar?

Zeynel ÖRNEK: İstanbul’da, İzmir’de ve Ankara’da birer toplantı gerçekleştirdik. Tabi bunlar ilk girişimler olarak biraz el kol yordamıyla yapıldı. Ancak bundan sonra daha planlı-örgütlü olacak. Mülk sahipleriyle bir araya gelmeyi sağlayan birebir toplantılar da olacak.

Bir de aynı dertten muzdarip olanlarla da bir temasınız var mı?

Zeynel ÖRNEK: Evet. Örneğin yurt dışındakiler daha çok Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu nezdinde, Doğa kültür mirasına dönüştürme çabaları var. Ki burası SİT alanı. Bu konuda da Elazığ Müzesiyle, Munzur Üniversitesiyle temaslarımız oldu. Ayrıca, Karadeniz’de “Derelerin Kardeşliği İnisiyatifi” ile Cerastepe’deki doğal yaşamı savunan STK’larla, Çevre ve Ekolojik kurumlarla irtibatlarımız var.

Peki biraz da yerele dönersek. Örneğin, sivil toplum örgütleri, üniversite, siyasi partiler mesela. Bunların yaklaşımı nasıl?

Zeynel ÖRNEK: Munzur Üniversitesi çok yüksek düzeyde destek verdi. Birlikte çalışılacağını, barajın yarattığı tahribata dair kendilerinin bir çalışması olduğunu, bilimsel çalışmalara katkı sunacaklarını ifade ettiler bize. Ak Parti de halka rağmen böylesi bir şeyi -baraj yapımını- savunamayacaklarını gerekirse hükümet nezdinde girişimlerde bulunacaklarını Ak Parti genel merkeziyle görüşmek için bizzat Ankara’ya bizimle beraber geleceğine dair ifadesi oldu. Hacı Bektaş Cemevi var. Ayrık duran. Onunla görüşüldü; destek vereceklerini söyledi. Dolayısıyla artık kurumsal olarak kimse bu Meclis’in dışında değil.

Peki Valilik ile görüşebildiniz mi?

Zeynel ÖRNEK: Valilikle de görüştük. Onlar da bu konuyu ilgili bakanlıklarla görüşeceklerini söyledikleri. Şimdi şüphesiz bu konu gelecektir. Artı hukuksuz bir şekilde yapılmıştır. Danıştayın, idari mahkemelerin bu barajın yapılmaması konusunda kararları olmasına rağmen yapıyorlar.

İki: Bunlar bundan vazgeçmediler, Biz biliyoruz ki, Konaktepe HES, Kaletepe barajlarının yüklenicileri taahhütlerinden vazgeçti. Yani buradaki güvenlik sorunu, verimlilik düzeyi vb. nedenlerle. Bu, sanki hükümetin yaptığı bir şeymiş gibi anlatıyorlar; doğru değil.

Önümüzdeki sürece dair planlamanız nedir?

Zeynel ÖRNEK: Yürütmeden doğru, yani yürütmenin de içinde yer alacağı bir heyetle, Merkezi hükümet nezdinde ilgili bakanlıkları ziyaret edeceğiz.

Manüplasyonlara karşı Dersim geneline dair bir bilgilendirme olacak mı?

Zeynel ÖRNEK: Her ilçede konuyla ilgili belediyelerin de içinde yer aldığı bir inisiyatif oluşturulması kararı var. Ancak henüz elle tutulur bir gelişme yok.