Güncel

Munzur Kültür ve Doğa Festivali

Bellekten Bugüne...

Dersim toprağı bir anlamda da göç toprağıdır. Bu sürgünler ve zoraki göçler sonrası dünyanın dört bir yanına savrulan Dersimliler, gittikleri yerlerde bir araya gelip örgütlenmeyi sürdüren bir inadın da sahibidirler. Bundan olmalı ki İstanbul’daki Dersimliler olarak, 1990 yılında Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği’ni kurduk.

Dernek olarak birçok alanda sürdürdüğümüz çalışmalardan biri de Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ydi. Köylerin yakılıp, yıkılma sürecinden sonra, sık sık Dersim’e gidip gelirken yarı açık cezaevine dönüştürülen kentimiz ve coğrafyamızda, “bu ablukayı nasıl kırarız” çabası içindeydik. Bu düşünce ile başlayan arayışlar, “Dersim için ne yapabiliriz”e evrilince de ortaya 20 yıldır gerçekleştirilen ‘festival’ fikri çıktı.

1998 Haziran’ında Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği olarak; 10-30 Temmuz 1998 tarihleri arasında metropollerde ve Avrupa’da yaşayan Dersimlilere “İznini ve Tatilini Dersim’de Geçir” çağrısında bulunduk. Ancak bu buluşmayı istemeyenler valilik kararıyla yasakladılar. Hatta çağrıyı yapanlara hitaben, ismim kullanılarak; “Tunceli’de sağlanan huzur ve güven ortamını bozacağı gerekçesiyle 2985 sayılı OHAL Yasası gereğince, 10-30 Temmuz tarihleri arasında Tunceli ili ve ilçelerine girişleri yasaklanmıştır” kararı bile aldırdılar.

Ancak o yıl yaptığımız tespitlerde gördük ki beş bin kişi Dersim’e gelmişti. Bundan cesaret alınca da 1999 yılında daha geniş katılımlı bir festival yapmak için işe koyulduk. Dünyanın dört bir tarafına dağılmış Dersimlilere ve dostlarımıza 5-8 Ağustos’da gerçekleştireceğimiz festival için Dersim’de buluşalım dedik. Bunun heyecanını yaşarken bir kez daha Tunceli Valiliği tarafından OHAL kanunu gereğince festivalimiz yasaklandı. Buna rağmen dünyanın dört bir yanında bulunan Dersimliler ve dostlarıyla, on binler olarak Dersim’de buluştuk.

Takvimler 2000’i gösterdiğinde ise; Dersim’e dönük bu sevda insanlarımızın yüreğinde büyüyerek devam etti. 28/30 Temmuz 2000’de gerçekleştirdiğimiz festivalin çağrısına, “konuğumuzsunuz” diyerek başlamıştık bile ve o gün yüzbinler Seyitli köprüsünde buluşup Dersim’e aktı.

Festivalimiz dayanışmamıza, kültürümüze ve tarihimize önemli katkılar sağladı. Ancak zamanla ruhundan koparılarak konser etkinliklerine ve doğa gezilerine dönüştürüldü. Bu gezilerde doğamızın korunması konusunda da hoyratça davrandık ve kirletilmesine sebep olduk.

Yasaklı birkaç yılın ardından sonra bu yıl festivalimizi yapmak için kararlı bir duruşa ihtiyaç var. Biz kararlı durmazsak festivallerimiz de iptal edilmeye devam edecekler! Dersim’in mevcut devasa sorunlarına, her yıl yenileri ekleniyor. Nitelik değiştirse de abluka dün olduğu gibi bu gün de devam ediyor. Her yıl ormanlarımız yakılıyor, doğamız tahrip ediliyor. Yabanıl hayat tehlike altında! Yanı sıra kentin görüntüsü Dersim halkına sorulmadan, bizi temsil etmeyen bir şekilde değiştiriliyor. Kentin içinden geçen Munzur kıyısında, suyla temas edebileceğimiz doğal alan bırakmadılar. Artan turizm talebiyle kente akan fazla nüfusu istihdam edecek altyapı yok! Bir yabancılaşmaya doğru itiliyoruz! Kentimizin geleceği bize sorulmadan şekillendiriliyor!

Demokratik talepler bastırılıyor, bu talepleri dile getirenler ya cezaevleriyle ya da para cezalarıyla susturulmak isteniyor. Bunun için festivalimizin, ilk çıkış ruhuna yeniden döndürülmesi ve tamamı demokratik hakkımız olan taleplerimizi, daha güçlü bir şekilde dile getirilmesi gerekiyor. Artan geriye dönüşlerle, geleneklerimiz ve kadim değerlerimizden de beslenerek yeni bir, demokratik bir arada yaşama kültürü inşa

etmeliyiz! Yeni bir demokrasi şölenine ihtiyacımız var ve dolayısıyla festivalimizin teması da mutlaka bu eksende olmalıdır.

Bu nedenle her yıl Temmuz’un son Perşembe’sini bekleyen yüz binler, bu yeni sorumluluklarımızın farkındalığıyla akmalıdır Dersim’e! Son aylarda yeniden alevlendirilen Dersim tartışmalarında, dedelerimize, nenelerimize, komşularımıza, akrabalarımıza yaşattıkları vahşetle bizi tehdit edenlere inat, güçlü bir şekilde “nerede kalmıştık” diyerek, yeniden Dersim olup akmalıyız berrak sularımız gibi.. Dilimiz, kültürümüz, inancımız, doğamız, değerlerimiz; kısacası doğduğumuz topraklar için bir olup, kol kola girmeye, govende ve karaçora çağırıyoruz!..

Selman Yeşilgöz

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Kapalı
Kapalı