Seslere İkrar Verenler

‘’Zalâl’’ albümü kökleri Dersimde, sesleri Koçgiri’de biriken bir albüm olmuş. Bu seslerin ve sözlerin kardeşliği, müzik hayatımızın ansiklopedisinde, bir fasikül olarak gelecek günlere kalacak gibi görünüyor.

Bazı seslerin ve bazı sözlerin dostluğu, uzun yıllar boyunca, zamanın kapıları önünde biz dinleyenleri bekler hep. Biz onları bulup iç dünyamıza çağırana dek, tespih taneleri gibi sabır tüketirler. Bazen kulak kesip duyarız o naif sesleri. Bazen de gündelik yaşamın heyulası içinde yitip giderler. Sonra bir gün o sesler, bir sanatçı tarafından görünür kılınınca, gönlümüzün açık tuttuğu pencereden, ruhumuzun odalarına varır ve çoğaltır bizi.

Tenbûr (saz) üzerindeki ustalığı ve müzikteki yeni denemeleriyle, yaratıcı yeteneğini birleştirip, her geçen gün büyüten müzik adamı Cemil Qoçgirî; birikimini, şair-yazar Doğan Munzuroğlu’nun şiir ve besteleriyle buluşturup, zelal, (onlar albüme aynı anlamda ‘’Zalâl’’ demiş) yani berrak bir albüm yapmış.

Albüm, Mezopotamya’nın kadim dillerinden Kırmancki/Zazaca yazılmış bestelerden oluşuyor. Şiirleri Doğan Munzuroğlu tarafından yazılan albümün müziklerini ise Cemil Qoçgirî, Mikail Aslan, Doğan Munzuroğlu ve Eser Baki hazırlamış.

‘’Zalâl’’ albümü ülkeler arası, sınırları aşan bir projenin ürünü olarak biçimlenmiş ve müzik dünyasındaki yerini almış. Bu başarılı albümü bizlere ulaştıran Cemil Qoçgirî, daha önce de ‘’Aşk-ı Pervaz’’ ve ‘’Heya’’ isimli albümlere, Cemil Koçgün ismiyle imza atmıştı. Sanatçı bundan böyle sanat hayatına Cemil Qoçgirî ismiyle devam edeceğini imliyor bize.

Koçgiri (Qoçkirî-Koçgirî) isminin Kürt Alevilerinde ağır ve derinlikli bir yer edindiği bilinir. 1921 yılında, Sivas’ın Kürt Alevi bölgelerinde, halkın kendi kendini yönetme isteğiyle başlayan hak arama mücadelesi, Özerk Kürt yönetimine kadar ulaşmış, ancak sonrasında büyük bir katliama maruz kalmıştı. İşte Cemil Qoçgirî, sanatsal yaratımını ve birikimini bu tarih üzerinden çağırıyor hayatına. Ana-atalarından miras kalan bu ismi de sanat hayatının baş köşesine oturtmuş olmalı ki soy ismi olarak kullanıyor artık.

Seslere İkrar Verenler…

‘’Zalâl’’ albümü, ‘’Sese ikrar verenler’’ cümlesiyle anlatılmış. Çalışma, insanın dünyadaki varlıklara olan ilişkisi üzerinden tarif edilmiş. Bu tarif de Reya Haq inancına (Alevi öğretisi) bağlanmış. Dolayısıyla albüm müzikleri geleneksel Kürt (Kırmanc – Kurmanç) melodilerinden etkilendiği gibi, Alevi (Ehli Haq) deyişlerinden de
izler taşıyor.

O inanç yolunda her varlığın kendi sesiyle konuştuğu, doğadaki her şeyin bir sesi, ritmi olduğuna dikkat çekilmiş ve konuşan otlar, yer gök, yılan çıyan, kurt kuş dile gelmiş. Doğan Munzuroğlu, bu kolektif sesleri ‘’Her canlının bir sesi vardır Dersim’de’’ diye tarif ediyor.

‘’Zalâl’’ albümü kökleri Dersimde, sesleri Koçgiri’de biriken bir albüm olmuş. Bu seslerin ve sözlerin kardeşliği, müzik hayatımızın ansiklopedisinde, bir fasikül olarak gelecek günlere kalacak gibi görünüyor.

Bir albüm hikayesi…

Doğan Munzuroğlu albüm sürecini şöyle anlatıyor: ‘‘İstanbul’da bir yapımcı benim şiir ve bestelerimden bir albüm yapmak istiyordu. Bazı arkadaşlardan bu albümde yer almak isteyip istemeyeceklerini sorduğumda Cemil, senin albümünü biz yapalım dedi. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Böylece şiir ve bestelerimi ona gönderdim.

Gün geldi yüzümü Türkçeden Kırmancki’ye çevirdim. Nenemin tespih taneleri gibi dizilen sözleri düştü aklıma.
Onun sözlerini yan yana getirdim. İmge ve ahenkle süsledim. Mikail ve Cemil ile bir araya geldik. Ahuzarıma kulak verdiler. İki dosta yeni dostlar eklendi, birlikte sesin talibi olduk. Uyku ile uyanıklık arasında sakin bir ceme girdik. Cemil’in müziğini severek dinliyordum. Kişiliğini takdir ediyordum. Zaten daha önceden Mikail Aslan üzerinden tanışıklığımız vardı. Mikail’le dostluğumuz Miraz albümünü yaptığı yıllarda başlamıştı. Daha sonra birlikte MA adında Zazaca bir dergi çıkarıyorduk. Albümde anlaştıktan sonra internet üzerinden uzun süren bir trafik oluştu. Hazırladıkları demoları defalarca benim öneri ve beğenime sundular. Sonuç olarak sevdiğim bir albüm ortaya çıktı. Cemil, Kurmanci konuştuğu halde telaffuzda oldukça başarılı oldu.

Cemil Almanya’da, ben Mersin’de, her ne kadar internet üzerinden sürekli bir iletişim içinde olsak da bunda
Mikail’in etkisi büyüktür. Mikail’in doğru seslendirmede oldukça katkısı oldu. Bir iki küçük ayrıntı dışında oldukça başarılı bir telaffuz olduğunu söyleyebilirim.’’

Yerel seslerin hayatımızdan çıktığı şu küresel kargaşa atmosferinde doğan ‘’Zalâl’’ albümü, geçmişten geleceğe kültürel bir köprü olarak çatılmış. Doğan Munzuroğlu’nun şiirleri ile mistik bir yolculuğa çıkan Cemil Qoçgirî, sazı ve sözüyle, dinleyicilere, geleneksel halk müziği armonisinin zengin dünyasında yolculuk yaptırıyor.

Sanatçı ‘’Zalâl’’ı, şu tek cümleyle ne güzel tarif ediyor: ‘’Bir toplumun dili, müziği, sanatı ve kültürü yok olup unutulursa, haklar arası iletişim de kaybolup gider.’’