Güncel

Takvimsel Bağlamda Rêya/Raa Heqi

İnancında Kutsal Günlere Kısa Bir Bakış

Özet:

İnsanlık tarihi boyunca bütün toplumsal katmanların, coğrafi ve iklimsel devinimleri içinde kendilerine özgü bazı gelenek-görenek; milli ve dini-inançsal şenlikleri-bayramları, kendine özğü kutsal günleri vardır. Bu çalışmamızda, Yol’un < Raa/ Ré’nin, inanç formasyonu içinde Takvimsel zamanlar bağlamında bazı verisel devinimlere ve inançsal bayramlara temas edeceğiz. Bunlar arasında Réya/ Raa Heqi İnancında önemli yer tutan “Gağand, Xızır, Heftémal, Çarşamba yé Reş“ ve dolayımlı konulara değineceğiz!

Gaxan (Gaxan, Gağand, Khalo Gağan)

Farklı isimlerlede anılan bu geleneksel bayram; “Asma Gaxan, Khal Gaxan“ adlarıyla da anılır. Bu bayramda iç içe geçmiş bir çok antik değerlerin, Aryenik kültürün son halkası olan Réya/Raa Heqi inancında halen yaşıtılması, bu inancın İslamiyetle (1400 yıllık) birlikte tarih sahnesine çıkmadığının önemli bir kanıtıdır. Kaldıki İslami gelenekte; birazdan konunun farklı boyutlarını vereceğimiz bu kültürel ve inançsal değerlerin olmadığı açıkca görülecektir.  Halk etimolojisine göre kelime anlamı olarak “Öküzün ensesi/ boynu“ demektir. Fakat sözcüğün son eki olan “Gan“ Sümercede “Tarla, göllenmiş tarla“ manasına gelirken, “Gal“ < büyük“,  “Gal-ni“ ise “bahçivan“ anlamına gelmektedir (Narcın, 2017: 158, 159). Böylece kadim dillerin bir karışımı olarak “Gağan, gağand, gaxan“ isimlerinin tarımcı toplumlarda kutsanarak; “öküz, tarla, bereket ve ürünün çoğalmasıyla“ alakalı bir tamlamanın ortaya çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Mezopotamya inançlarında Dünya, öküzün boynuzu üzerindedir. 21 Aralık’ta Öküz terpenir ve bu esnada dünya, karanlıktan aydınlığa geçiş yapar. Öküz-Boğa yine antik tarihte göklerin en başlıca idollerinden birisidir. Mezopotamya inançlarında bazen göğe yükselen kanatlı Boğa, Bazen Tanrıların önünde giden, onlara yol gösteren bir rehber bazen Tanrıların; Onun üzerinde dikilişi, haykırışı sembolize edilmiştir. Yine Tanrıların başlarına taktıkları başlıkların da boynuzlu oluşu oldukça kaydadeğer verilerdir.Yine Sümerlerde, Asur ve Babillerde Boğa başlı, Boynuz miğferli erkek, Kral/Tanrı  motifleri, tören ve tapınaklardın kapılarında ise kanatlı boğa kabartmaları da bulunmaktadır.

Boğa Çağı  (MÖ. 4.380-2.220)olarak’da anılan M.Ö. 4.000’lerde Güneş’in bahar tün-gün (gece-gündüz) eşitliği bu takımyıldızda ortaya çıktığında meydana gelen bazı olayların hatırasına Göksel Boğa, yani Boğa takımyıldızı vardı (Sitchin, 2001:  68).Burç kuşağı olarak da biline 12 Zodyak takım yıldızının ilkine Sümerler, Boğa’ya GU.AN.NA (“Boğz, göksel boğa”) adını verdiler. Modern çağımızda 12 Burçdan birisi (Nisan-Mayıs) olan “Boğa“ isiminin kökü olan Sümercedeki “Gu“, Kürtçeye “Ga < öküz“  olarak geçmiştir (Sitchin, 2001: 199). Gaxan/Gağan’ın kökü olan kökü olan “Ga“ Boğa/Öküz, eki olan “xan/ğan“ ise isime sıfat veren bir fiildir. Bütün bunlardan haraketle aslında Gaxan bayramı, aynı zamanda Öküzü kutsama şölenidir.Pir Sultan Abdal‘da (16.yy) Öküz üzerine dizdiği bir güzellemesinde; “Dağdan kütür kütür hezen indirir, İndirir de ateşlerde yandırır, Her evin devleğin öküz döndürür, İreçberler hoşça tutun öküzü“ diye devam eder.

 

Gaxan Orucu/ Roci  a Gaxan

Aralık ayının son haftasında  (21 Aralık) üç gün tutulan oruca verilen addır Gaxan/ Gağand! Gerek orucun başladığı Salı < Duşemi sabahında ve gerekse orucun bitimi olan Perşembe < Pençşemi < yevara İni’de Hem Ganğan’da ve hemde Xızır’da evin Kevanisi < hanımı çok önemli bir ritüel gerçekleştirir. Sabahın erkan saatinde çeşmede yada yakın bir su kaynağında, nehirde, derede adığı bir tas suyu bazen sade ve bazen de tuzla karıştırarak evin hertarafında, hayvanların bulunduğu ahır’a elleriyle, dualar eşliğinde serper. Bu ritüelle, evin bolluk-bereketli bir tarımsal yıl geçirmesi, hanenin kemgözden-nazardan korunması dilenir

Gaxan’da da tıpkı Xızır’da olduğu gibi Oruç, Salı/Duşem gününde başlar Perşembe/Pençşem gününde biter. Bu gece Réberlerin, Pirlerin yada Dervéşlerinicrâsıyla evlerde Cemler bağlanır. Orucun  açılmasına “iftar yemeği“ denmez, “Roci Wekirin /Roze vetene“ tabiri kullanılır. Roci wekirin tanımındaki “wekirin < açmak“ fiili; hakka yürüyen canın 3 gün sonra ve yine 40. Günde verilen yemeği için de “Dev/ Fek wekirin“ tanımı kullanılır. Zira Alevi inancında oruç tutmak sadece günlük aç kalmakla eşdeğer değildir. Bir bütün olarak insanın bütün dış etkenlerden arınması anlamına gelir ki; bu da “ölmeden ölmek“ manasıyla anlam kazanır. Bu durumu en iyi anlatan ise  Ağız açmak < Dev wekirin kavramıdır. Bir nevi ölmeden-ölenin yeniden dirilmesi demektir. Felsefik açıdan inancın, temel kuramlarından birisidir.

Xızır

Tevrat ve İbranilerin/ Yahudilerin bağlantılı yazılı kaynaklarında adı, İlyas, Eliyas, Eliya,Eliyahu ve benzeri isimlerle anılır. Arapça’da Hıdır, Kürtçe ve Farsça’da ise Xızır bir ilahi güç, sığınak, yaşam ışığıdır. Dolayısıyla Réya/Raa Heqi inancında Xızır öenmli bir yer tutar ve hatta inancın ana temelini oluşturur. Kürt Alevilerinin Onomastiğinde belki Xızır adı yoktur ama Xıdır adına sıkça rastlanılır. Xızır; Şubat ayının 2. Haftası başlayarak toplamda 6 hafta yada 40 gün sürer. Bu  40 günlük süreye çılé, çel‘ de denir. Şubat ayının zorlu (puko berfo- zıvıstan) kış günleri, bu Çılé/ çile kavramına apayrı bir anlam da katar. Bir diğer olguda ise Xızır, kırkların (40) Çel’in de başı olarak anımsanır. Gaxan’ın 40 günlük başlangıcında Ocaklarüstü bir sosoyal yaşam tarzı geliştiren Derwéşler, çile doldurmak için inzivaya (yoğunlaşmaya) çekilirler. Gaxan’dın 40. Gününden sonra, Xızır başlar ve Derwéşlerin Çilé/ Çilesi de böylece Xızır’la biter.  Zira Xızır Çileyi sonlandırandır. O düşküne el uzatan ilk yardımcıdır. Bu vesileyle  Xızır ay’ına (Şubat) “Asma/ Meha Xélas < Xélas < kurtuluş Ayı“  da denir.   Yine Xızır’ın bir diğer anlamı ise “Xızıré sate tenge! < Darda olanların Xızırı“ dır. Xızır’ın kednisi de fakardir. Fakirlerin evlerini ziyaret edendir. O gezgin bir Derwéş’tir. Derwéş; Der < kapı; Weş-Weşandın < gizlenen, gizleyen anlamına gelmektedir. Kapı kapı gezen ve kendisini kendisinden gizleyen Derwéşlerin tacı Xızırdır. O yüzdendir ki; Derwişler 40 günlük çilelerini Xızır’ın ilk gününde sonlandırırlar. Xızırın vardığı köyde, hanede mutluluk ve huzur doruk noktasında yaşanır. Dolayısıyla her köyün, aşiretin, Ocağın, evin bir kurtarıcı, hazır-nazır olan Xızır’ı vardır.

Xızır, Gaxan gibi kutsal günlerde tutulan üç günlük oruçları haftanın üçüncü günü olan Se şem< Salı günü başlar, yine üç gün sonra Perşembe/ İni/ Yéni gününde sonlandırılır. Eski takvime (kullanılan takvimden, 12 gün geç başlar) göre Xızır; her hafta bir köye, bir aşirete uğrar. Her gittiği yerde, üç günlük oruç tutulur. Oruç sonunda niyazlar eşliğinde lokmalar dağıtılır. Sırasıyla bu devir böylece tamamlanır. Kutsal günlerde (Xızır, Gaxan, Qere Çarşamba, Hewtemal, Cuma/ İni akşamları) ve özel hallerde (rüya görümleri, bireysel adak, dilek kabulü, geçirilen bir kaza, hastalık, uzun yolculuk öncesi vs.) yapılan bu ekmekten/ gömbeden başta komşular olmak üzere ve ziyaret edilen kutsal mekanlarda (Örneğin gömbeler, ufak parçalara bölünerek lokma haline getirilmek süretiyle) ziyaretçilere dağıtılır. Bu niyazın/ lokmanın sunumu esnasında, titrek-yakarış sesiyle “No loqme Duzgın Bawa yo, hast niado<Bu lokma Düzgün babanındır, bize küsmesin!” Wa niyaz/ loqma é Xızır’a< Bu Xızır’ın lokmasıdır! benzeri tamlamalar dile getirilir! Lokmayı/ niyazı alan kişi, önce öpüp anlına götürür ve “Niyaz é we Heq qebûl ke<Niyazınızı hak kabul etsin! diyerek yer! Yeyilen bu Niyaz/ Lokmanın, yiyen tarafından sağlık ve huzurun geleceğine inanılır (Yalgın, 2015:20-26). Çünkü işin içine Xızır girmiştir. Verilen-alınan lokma Xızır’ındır. Xızır’ın girdiği yere dert-hüzün-keder girmez!

Réya/ Raa Heqi Süreğinde Üçlü Teslis’in Aslı:

“Xızıro Xelas (karada), Xızıro Elyas (suda), Xızıro Nebi/ Xızro Gal (heryerde)”

Özellikle de İslam dininin kabul etmediği ve fakat Hıristiyan dininde, Tanrı’nın üç ayrı kişiden oluştuğuna inanılır. Hristiyanlıktaki teslis inancının üç ayağı. Baba ve Oğul ile birlikte Tanrı’nın ruhu olarak kuramsalaştırılmıştır. Buna göre;  Tanrı nın özü (Baba), Tanrı nın kelamı (İsa-oğul), Tanrı nın Ruhu (kutsal ruh) olarak ele alınır ve kutsanır. Bazı Hırıstiyan teologları ve İncil araştırmacıları bu bilginin aslında Yunan filozofu Eflatun’a ait teslis (Teinte/ Trinitat) fikrinin bu yeni İncil’e, Roma İmparatoru  1. Büyük Konstantin (MS. 272-337) tarafından dahil edildiği savunulmaktadır. Oysaki kutsal teslis-üçleme inancının taa Sümerlerde ve eski Mezopotamyada varlığı anlaşılmaktadır. Lakin Réya/ Raa Heqi Süreğinde Üçlü Teslis’in Aslı, Xızır’la başlamaktadır.Buna göre; “Xızıro Xelas (karada), Xızıro Elyas (suda), Xızıro Nebi/ Xızıro Gal(heryerde)” üçlü saçayağının tek Tanrısı yine Xızır’ın kendisidir. Xızır’ın kutsiyet genetiği yine tek ve ilk birlik kapısına çıkar. Xızır, çokluk içinde teklik, teklik içinde ise birliği temsil eder. Zira Karada, Suda, Heryerde var olan Xızır, Alevilerde, Réya /Raa Heqi inancında tartışılmaz tek Tanrıdır.Xızır; Tevrat’ta (II. Karalar: 1:3) İlya, Kur’an’da (Saffat: 123-132) İlyas olarak anılır. Tevratta ise ölmeden göğe yükseldiği tığı belirtilir.

Heftemal/ Hewtemal

Cejna Heftémalé Qıc-ık (küçük) Mart Ayının ilk Perşembesi. Heftémalé werti (Orta), Mart’ın ikinci Perşembesi. Heftémalé Pilé (büyük/ mezin) Mart ayının üçüncü Perşembesinde gerçekleştirilir.Heftémalé Qıc-ık’da Cemre toprağa, Heftémalé  Werti’de suya Heftémalé Pilé’de ise havaya düşer.

Doğayla içiçe yapılan bu bayramsal günler; aslında 21 Mart, yani 1 Adar/Newroz/yeni yıl’a giriş hazırlığıdır. Yine bazı zmanlarda ve bölgelerde; Newroz’dan/ 21 Mart’dan önce; “Nef(v)é Marti“ adıyla  başlattıkları Newroz bayramını; Mart ayının 9’undan, 21’ine kadar sürdürürler (Dersimi, 1952: 31; Yalgın, Özgür Politika). İnanç merkezi olan sadece Dersim’de değil, özellikle Koçgiri (Sivas), Malatya, Elazığ, Bingöl, Erzincan,  Erzurum, Varto, Sarız, Gümüşhane gibi bölgelerde de bu bayramsal törenler gerçekleştirilir.

Kürt Alevilerin inançsal bayramları arasında yer alan ve bölgelere göre farklılık gösteren isimlerle anılan bu bayramsal-şenliği Kırmanciki dilinde “Hawtemal” yada “Hautemal, Houtemal“; Kurmanci dilinde ise “Haftemal/ Heft a mal“ adlarıyla anılmaktadır. Bu kavram iki ayrı bileşik isimden oluşmaktadır. Buna göre; kavramın kökü olan “Hawt” veya “Heft” yedi (7) anlamına gelirken; “mal” eki “ev, hane, aile“ anlamındadır.Bu veryantta bakaçak olursak, ismin tam karşılığı aynı zamanda “yedi aile“manasına geldiği de düşünülebilinir. Yine eski inanışta ve tasavvufi görüşlerde 7 kat gökyüzü ve 7 kat yeryüzü olduğu düşünüldüğünde ise 7 rakamının önemi bir o kadar daha artmaktadır. Yine Mart ayının 1. Haftası ilk 7 günü, 2. Haftası 14’ünü ve 3. Haftası da 21’i gösterdiğinden ötürü, Mart ayında peşpeşe üç haftanın her Perşembe günü Heftémalé ayrıldığı için üç 7’nin bir araya geldiği hesabı da ayrıca ortaya çıkmış olur. Heftémal’in ilk sabahı Kadınlar erken uyanırlar, Evlerini ve kapı önlerini temizler. Ocaktaki ateşlerini yakarlar. Bunu takibeden bir diğer uygulamalı tören ise kadın-erkek, yaşlı-genç herkes baharın bu ilk günlerinde çoşkun akan nehirler kenarında, su başlarında yıkanırlar. En güzel elbiselerini giyerler. Réberlerinin ve  Pirlerininde bulunduğu bu törende, Şilan ağacından uzun bir dal dualarla kesilir ve bükülerek uçları biribirine bağlanır. Herkes Pirin duaları-Gılbangları eşliğinde bu çemberin içinde üç defa geçerek arılanır-durulanır. Bütün hastalıklardan kendisini sıyırır.

 

Buna paralel olarak  Ehl-i Haq’larda kutsanmış şahsiyetler “Heftten“ olarak adlandırılır. Ehl-i Haq mensupları Newroz kutlamalarında; Heft sin <  S harfiyle başlayan 7 değişik sebse (Sir/ Sarmısak, Séw, Şilol (Erik) Şiwit (dreotu), Şamık (Gülük), Şilan, Şolık (bezelye) yerler. Baharla başlayan Heftemal’ın gizemli anlamı Mart’ın 6‘sını, 7’sine bağlayan gecede yani Küçük Heftemal’da “Sela Ezman“ (gök kubbe) yere inerek yerle buluşur. Dahası Gökyüzü toprağa secde eder. Bu yerle gögün birleşmesi, evlenmesidir. Gökyüzü (Venüs) Anayı, Yeryüzü de (Mars) Babayı temsil eder. Kutsal kitaplarda Tanrının önce gögü ve sonrasında yeri yarattığı savıyla adeta inatlaşarak, Réya/ Raa Héqi süreğinde bu günde, yeryüzü ile gökyüzü birleşir. Ağaçlar ters dönerek, kökleri havada-gökyüzünde, dalları ise yeryüzünde-toprakta olur.Dereler-nehirler çağlar sütbeyazı köpükler taşar. Bütün bu doğa değişimi ile birlikte bolluk ve bereketin tabiata, canlılara yansıyacağına inanılır. Bölgelere göre farklı inançsal ritlerin gerçekleştirildiği Heftémal e Pilo’da (Büyük Heftémal) daha çok aileler, hakka yürümüş canlarını ziyarete gitmek için mezarlıklara giderler. Şini-ağıtlar yakar ve hakka yürümüş Canlarıyla konuşurlar. Mezar başlarında çerağlar uyandırır, topağa su dökerler. Birde gençler, çocuklar Pirék dedikleri yaşlı Nineleri, Kadın Anaları özellikle ziyeret edip, ellerinden öper, hal-hatır sorarak onların hayır dualarını alırlar.

Qeré Çarşembé/ Kara Çarşamba/ Çarşemba yé Reş

Tevrat’ın Tekvin I: I4-I9’da belirtildiği üzere “ay ve güneş, dördüncü günde yani Çarşamba‘ da yaratılmıştır.Haftanın dördüncü günü olan Çarşamba‘da karanlığın bitimi, Alemin tamamlanış günüdür. Réya/Raa Heqi süreğinde ve Êzidilerde bu Çarşamba günü çok kutsaldır. Aydınlığın başlangıcı olan Çarşamba, Nur‘un teçelli ettiği gündür. İslami geleneğe göre de  Tanrı, Nuru (ışığı)  Çarşamba günü yaratmıştır.İnanışa göre O gün; Nevruzdan, 21 Mart’tan bir önceki Çarşamba günüdür.

“Roci/ Roz é Qere Çerşemi (Çerseme Marti)“ Orucu, üç gün tutulur. Bu zamansal süreç Mart ayının 3. Çarşambasında başlar. Bu günlerin başlangıcında, ev hanımları /Kevaniler yayıklarını, meşk (ayran tuluğu) alıp pınar/su başlarına giderler. Kutsal bildikleri bu sulak alanlarda çıralarını/mumlarını yakarlar. Dualarını eder, niyazlarını sunarlar. Yayık/tulumlarının içine biraz su bırakıp eve getirirler. Akşam, koyun, keçi ve ineklerden süt sağılır. Yoğurt mayalanırken eve getirilen bu kaynak sudan, sütün içine konur. Böylece ilk yoğurt bu kutsanmış su ile yapılır. Bundan maksat, evin bolluk ve bereketi sağlanır. Fakat geleneğin bir diğer boyutu ise, Antik bir Arya yaratması olan, Zervan‘ın (önsüz zaman) eşi, Ahura Mazda ile Ehirmen’in anaları yani saflığın ve bereketin tanrıçası olan Anahita kültünün farklı örtüler altında yaşatılmasıdır. Yani buradaki kutsanan su, aslında Anahita Tanrıçasına adanmış yada onun adı etrafında simgelenmiş bereketin eve, haneye girmesi manasına gelmektedir.

Mart ayının üç Çarşambası kutsaldır. Kara Çarşambadan kasıt, “Eski takvime göre, Şubat ayının son Çarşambası ile Mart ayının ilk iki Çarşambası arasında kalan Çarşamba günleri halk arasında ‘Kara Çarşamba’ olarak adlandırılır. Kutsal metinlere göre Allah dünyayı altı-yedi günde yaratmış. Çarşamba günü ise karanlığın bittiği, aydınlığın başlangıcı gerçekleşmiştir.Aynı zamanda Çarşamba; önceki gün olan Salı’nın zahmetinden kurtuluşu simgeler. Su kenarlarında dualar edilir.Örneğin Êzidilerde; Çarşemba yé Reş/ Qere/Reş Çarşamba günü, Melek Tavus ve ilk iki insanın yaratıldığı gün anlamına da gelir. Bu günlerde Êzidiler de oruç tutar ve lokma dağıtırlar.

Erdoğan Yalgın

Kaynakça:

Bender, Cemşid, (1991) “Kürt Tarihi ve Uygarlığı“ Kaynak Yay. İst

Dersimi, M. Nuri, (1952) ”Kürdistan Tarihinde Dersim”   Anı matbası, Halep

Firdevsi, (1992),“Şehname I“, Çeviren: Necati Lugal, Kenan Akyüz  M.E.B Yayınları, İst.

Harman, Ö. F. (2007)  ‘Nuh’, Türkiye Diyanet Vakfı İsliim Ansiklopedisi; XXXIII, 224-227.

Karauğuz, Güngör, (2013) “Adem’in Çocukları Çiviyazılı Kaynaklar, Tevrat, İnciller ve

Kur’an’a Göre“. Çizgi Kitabevi Konya

Kerim, Ali Hüsein (2013) “Kürtçe Etimolojik Sözlügü/ karşılaştırmalı“ Kürt Bilim ve Araştırmalar Enstitüsü, Hagen/ Almanya

Korkmaz, Esat, (2004) “Ansiklopedik, Zerdüştlük Terimleri Sözlüğü“ Anahtar Kitapları. Ist

Harman, Ö. F. (2007)  ‘Nuh’, Türkiye Diyanet Vakfı İsliim Ansiklopedisi; XXXIII, 224-227.

Narcın, Ali,(2017) “A’dan Z’ye Sümerler“ Ozan yayıncılık ist.

Sitchin, Zecharia (2001),  “12. Gezegen“  Ruh ve Madde Yayınları İstanbul, Çeviren: Yasemin Tokatlı

Tevrat, (2008) Druck, Wachtturm-Geselschaft, Delters Taunus /Germany

Yalgın, Erdoğan, “Semah-ı Pervaz Xızır” Semah dergisi, Sayı 20,  Ocak-Şubat, 2015: 20-26

Yalgın, Erdoğan, “Sersala we pîroz be! (Kürt Takvimi)“ Özgür Politika, 05.01.2016

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı
Kapalı